BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti


KENDİMCE

Beş bin kişi Dink için yürüdü

Bulundugu yer: Haberler
Radikal Gazetesi / Sıcak Haber 22:40

AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesini protesto etmek için Taksim’de bin kişiyle başlayan yürüyüş yol boyunca katılımlarla 5 bin kişiyi aştı. Yürüyüşçüler sloganlar atarak Dink’in vurulduğu Halaskargazi Caddesi'ndeki gazete binası önüne geldi. Kitle adına açıklama yapan DİSK Başkanı Süleyman Çelebi, şöyle konuştu:
"Hepimizin ve Türkiye’nin başı sağolsun. Dink büyük yurtsever ve Türkiye sevdalısıydı. Onun mücadelesini demokrasiden yana olan, demokrasiye insan haklarına inanan ve bu yolda mücadele edenlerin devam ettirecektir. Hrant Dink’e atılan kurşun demokrasiye ve Türkiye’ye atılmıştır. Irkçıların oyununa gelmeyin, herkesin soğukkanlı olması lazım. Bu saldırıları demokrasi güçleri püskürtecektir."
200 örgütün Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde yarın (20 Ocak Cumartesi) saat 12.00’de basın toplantısı yapacağını bildiren Çelebi, "Tek başına kurtuluş yok ya hep beraber ya hiçbirimiz" diyerek demokratik kurumları toplantıya davet etti.
Halaskargazi Caddesi 192 numarada bulunan Sebat Apartmanı önünde Hrant Dink’in fotoğrafları, karanfiller ve mumlar konuldu. Mumların sönmemesi için fotoğrafların önünde sabaha kadar nöbet tutulacağı belirtildi.

11:27 - 19/1/2007 - Yorumlar {1} - Yorum Yaz

KINIYORUM... !!!

Bulundugu yer: Haberler
Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant DİNK İstanbul'da öldürüldü.

Ülkemizin birlik ve bütünlüğünü bozarak, kardeş kavgalarının toz dumanı
arasında "Ali Cengiz Oyunu" oynamaktan çıkarı olanlar, katliamlarına bir
yenisini daha eklediler.

Agos Gazetesinde yayımlanan "301'e Karşı 1 İmza" başlıklı haber nedeniyle
hakkında "Türklüğü aşağılamak" iddiasıyla dava açılan Hrant DİNK'in Avrupa
Parlamentosu milletvekillerine yönelik şu sözleri de çok anlamlıydı.

"Biz Türkiye Ermenileri tarihte neler yaşayıp, yaşamadığımızı ve acılarımızı
biliriz. Geçmişle hesaplaşmak gerekiyorsa bunu Türkiye'nin insanları olarak
biz gerçekleştireceğiz. Ancak sizin bizlerle hiç konuşmadan bizler hakkında
aldığınız kararları tasvip etmiyoruz. Eğer bize sorsaydınız, bu kararları
almayın derdik. Türkiye'nin ve Ermenistan'ın barış içinde yaşayabilmesinin
koşulları burada yaratılacak. Avrupa'nın çeşitli kentlerinde aldığınız
kararların kimseye bir faydası yok." diyerek milletvekillerini eleştirmişti.


Sadece Kafatasçı Türk Milliyetçiliğini değil Ermeni Diasporasını da
karşısına alacak şekilde, kendisini ait hissettiği bu toprakların insanı
olarak, bu topraklarda yaşanmış ve yaşanan haksızlıklarla mücadele etmeye
gönül vermiş Türkiye'li bir aydındı.

Türkiye'nin gerçek halkçıları ve yurtseverleri; emperyalist kuşatmanın,
ülkemizin sorunlarının çözüm yollarını tıkamak için planladığı bu türden
provokasyonları boşa çıkartmak için birleşelim ve bu katliamı hep birlikte
kınıyalım.

Dostçakalın...

11:27 - 19/1/2007 - Yorumlar {0} - Yorum Yaz

2006 Erwin-Fischer Ödülü Aziz Nesin Vakfı'na

Bulundugu yer: Haberler


2000 yılından beri her yıl verilen Erwin-Fischer ödülü 2006 yılında ilk kez bir kişiye değil bir organizasyona, Türkiye’den Aziz Nesin Vakfı’na veriliyor. Ödül daha önce 2000 yılında Ursula ve Johannes Neumann’a, 2001’de Karlheinz Deschner’e, 2002’de Teslime Nesrin’e, 2004’de James Randi’e verilmişti.

Nesin Vakfı resmi olarak 1972 yılında ünlü ateist türk yazar Aziz Nesin tarafından kuruldu. Vakıf, ailesi olmayan yada aileleri tarafından eğitimleri verilemeyecek durumda olan çocuk ve gençler için kuruldu. Vakıf İstanbul’un batısında Çatalca’da 5000 km.karelik bir arazi üstüne kuruldu. Şu anda her iki cinsiyetten, ilk, orta ve yüksek eğitim seviyesinde 40 çocuk ve genç burda yaşıyor.

Nesin Vakfı, Aziz Nesin’in pedagojik prensiplerine göre seküler-laik (ateist değil) temelde çalışıyor. Din insanın kendine ait özel bir konu sayılıyor ve eğitim konusu edilmiyor.

Berlin-Kreuzberg’de birkaç yıldan beri Aziz Nesin’in adının verildiği bir okul var. Bu okul, her iki devletten öğrencilerin eşit biçimde her iki dilde eğitim gördükleri bir eğitim modelinin uygulandığı Berlin’deki 14 Avupa okulundan biri. Okulun ismi dolayısıyla özellikle köktenci müslümanlarla sert tartışmalar yaşandı.

IBKA Yönetim Kurulu, Erwin-Fischer ödülünün özel bir türk vakfına verilmesi ile, laiklerin pratik hümanizm adına yaptıklarına dikkati çekmek istiyor. Aziz Nesin’in çocuklara arkadaşça yaklaşan yetiştirme prensipleri, aynı zamanda yakın geçmişte bizde de otoriter pedagoji olarak adlandırılan anlayışa alternatiftir. Farklı kökenlerden gelen insanlar insani ve insan hakları temellerinde birarada yaşayabilirler.


Bunları, bir tarafta “Hıristiyan batı alemi” diğer tarafta “dini-politik İslam alemi” gevezeliklerine karşı ortaya koyuyoruz.

http://www.nesinvakfi.org/index.php
http://ibka.org/node/575
Tarih: Saturday, June 17, 2006 (07:59:57) Gönderen: Sargon
Alıntı: www.turandursun.com


04:22 - 23/7/2006 - Yorumlar {1} - Yorum Yaz

GENÇ SİVİLLER RAHATSIZ

Bulundugu yer: Haberler
Bu ülkenin hastanelerinde doğmuş, okullarında okumuş, 16-35 yıldır burada yaşayan,   kimsenin üniformasını giymeyen, şiddetle  uzaktan yakından bir alakası olmayan sivil bir grup genç Türkiye Cumhuriyeti  yurttaşı olarak son dönemde Kürt meselesi çerçevesinde yaşanan gelişmelerden fena halde rahatsızız.

'Gençler geleceğimiz' edebiyatının dibine vurulmuş, geleceği belirsiz gençlerin  yaşadığı  bu topraklarda  rahatsızlığımızı devletin pek de takmayacağını öğrenmiş olacak kadar da yetişkiniz.

Yine de cumhuriyetin gençlere emanet edildiğinin çokça dillendirildiği 19 Mayıs günü, bu emanetin üzerimize yüklediği sorumluğun gereğini yerine getirmek için bildiriye imza atan bizler;  sorunun bu hale gelmesinde sorumluluğu en az, elleri en temiz olan biz genç siviller;
ortak geleceğimizin karartılmasından duyduğumuz rahatsızlığı bütün ülkeyle paylaşıp tarihe not düşüyoruz:
"Durun Kalabalıklar, Bu cadde çıkmaz sokak"

Buradan çıkış yok çünkü Kürt sorununda çözümü  askerlere havale eden, daha az demokrasi ve özgürlük, daha çok korku ve güvensizlik vaat eden Terörle Mücadele Yasası gibi 'Baba'dan kalma usullerden vazgeçmeyen bu kafayla gidilirse,  sorun çözülmeyeceği gibi toplumsal gerilim de artacak.

Bu coğrafyaya çok acılar çektiren otoriter ve  milliyetçi dil bizi birbirimizden koparıyor.
Tehlikenin farkında mısınız?

Bugün Kürt Sorunu'nu çözümü doğrultusunda  hiçbirimizin önüne bir gelecek ufku sunmayan mevcut tüm siyasetler ve söylemler iflas etmiştir.

Kral Çıplak!

Bugün barıştan, kardeşlikten, demokrasiden yana cesur ve samimi yeni bir söz söylemek gerekir. En az bizim kadar bu iflasın farkında olan sorumluluk sahipleri tarihi sorumluluklarının gereğini yerine getirmelidir.

Çünkü bu coğrafyada hem de bugünlerde kimsenin sorumsuzca hareket etmeye hakkı yok.

Yoksa bu ateş hepimizi yakar.

Bu ülke; Çanakkale'de, Kurtuluş Savaşı'nda, Türkiye Cumhuriyeti'ni yaratan süreçte diğer tüm 'çılgınlar' kadar 'Çılgın Kürtlerin' de gösterdikleri ortak fedakarlıklar sayesinde bugüne ulaştı.



03:45 - 16/5/2006 - Yorumlar {0} - Yorum Yaz

Romancı ve Yayımcı Erdal Öz’ü Kaybettik

Bulundugu yer: Haberler


Türkiye’nin son yirmi beş yılının en önemli yayınevlerinden Can Yayınları’nın kurucusu ve yöneticisi olan Öz, Türk solunun 12 Mart deneyimini edebiyata taşıyan yazarlardan da biriydi.

Erdal Öz 1935 yılında Sivas’ta dünyaya geldi. Babasının memuriyeti nedeniyle ilk ve orta öğrenimini Anadolunun çeşitli yerlerini gezerek yaptı; 1953’te Tokat’ta lise diplomasını aldı. Daha sonra Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Arkadaşlarıyla birlikte ‘e’ dergisini çıkardı. 1960’ta ilk öykü kitabını (Yorgunlar) ve ilk romanını (Odalarda) yayımladı. 1974’te, 12 Mart döneminin ardından solcu bir aydının yaşadıklarını anlatan romanı Yaralısın adlı romanı basıldı. Bu kitap, Macar, Alman, Arap, Makedon ve Hollanda dillerinde de yayımlandı. Daha sonraki yıllarda Kanayan (1973), Havada Kar Sesi Var (1987), Sular Ne Güzelse (1997) ve Cam Kırıkları (2001) adlı öykü, Deniz Gezmiş Anlatıyor (1976) ve Gülünün Solduğu Akşam (1986) adlı anı kitapları yayımlandı. Öz’ün çocuk edebiyatı alanında da Alçacıktan Kar Yağar (1982) ve Kırmızı Balon (1990) iki kitabı bulunuyordu.

Erdal Öz, Türkiye’nin yakın tarihinin önemli yayımcılarından biriydi. 1981 yılında kurulan ve ilk yıllarında çocuk edebiyatına ağırlık veren Can Yayınları özellikle edebiyat alanında yayımladığı kitaplarla ülkemizin önemli kültür kuruluşlarından biri oldu.

Öz, 6 Mayıs 2006 günü hayata veda etti.

01:19 - 10/5/2006 - Yorumlar {0} - Yorum Yaz

HESAPLAŞMA

Bulundugu yer: Haberler
"HESAPLAŞMA"  ÇIKTI












HESAPLAŞMA, 68 GENÇLİĞİ VE KATLEDİLİŞİ

TUNCAY ÇELEN –ÖMER GÜRCAN

Süvari Yayıncılık, ART OFSET, Ankara, 2006, 582 sayfa


Bugünülkemizde yaşanan sıkıntılar,yalnızca bugüne ilişkin sorunlardan kaynaklanmamaktadır.

Ülkemiz bu bunalımlı günlere ülke bağımsızlığından ödünler verile, verile getirildi.

  Bağımsızlığı ve demokrasiyi,  savunanlara sehpa kuranlar, 12 Mart Muhtırasını verenler, 12 Eylül kabusunu  yaşatanlar,

ülkemize değil, sadece  emperyalizmin çıkarlarına hizmet ettiler.

(KITABI ŞU ANDA BULACAĞINIZ KİTAPEVLERİ:)

06:58 - 9/4/2006 - Yorumlar {0} - Yorum Yaz

ÜSTTEĞMEN YUSUF NİŞ'e TEŞEKKÜR

Bulundugu yer: Haberler

TEŞEKKÜR - yapımcı: Sarp Kuray 16/02/2006 -- 11:29 - www.yeniyol.org/yeniyol


“Sarp Kuray Resneli Niyazi Bey'in komitacılığının,Yakup Cemil'in gözü karalığının, Mustafa Kemal'in zekiliğinin 1970'lerde buluştuğu çok özel ve çok önemli bir vatanseverdir. Ben O'nu böyle tanıdım. Arkadaşı olmaktanşeref duyarım.” (Yusuf Niş - http://benimblog.com/Farecik/)


“KENDİMCE” adlı internet sitesinde çok eski arkadaşım 12 Mart döneminde ordudan ihraç edilmiş ve ağır bedel ödemiş Üstteğmen Yusuf Niş’in benimle ilgili değerlendirmesini okudum kendisine selam ve sevgilerimi iletirim. Yusuf Niş gibi devrimci ve yurtsever insanların varlığı emperyalist kuşatmaya karşı ülkemizin en büyük teminatıdır.
Sarp Kuray

05:40 - 13/3/2006 - Yorumlar {2} - Yorum Yaz

KINIYORUM !!! / SARP KURAY ÖMÜR BOYU HAPSE MAHKUM EDİLDİ.

Bulundugu yer: Haberler


http://www.yeniyol.org/yeniyol/
SARP KURAY ÖMÜR BOYU HAPSE MAHKUM EDİLDİ. ( EDİTÖR )


Yıllardan beri kimlikleri bizlerce malum alçaklar cephesi sonunda muratlarına erdi. “Devletin sol ayağı(!)” dedikleri sitemiz yazarlarından Sarp KURAY, İstanbul, 9. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti tarafından oybirliği ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Heyet, 59. Maddeyi uygulayarak, vermiş olduğu bu cezayı müebbet hapis cezasına çevirdi.

Oysa aynı mahkeme bundan önce üç kere Sarp Kuray’a, 168. Maddeye istinaden “silahlı çete oluşturmaktan” 15 yıl ağır ceza vermiş olmasına karşın; bu kez Yargıtay’ın 9. dairesinin bozma kararına uyarak, cezayı 146/1 maddesinin kapsamı içine alarak ömür boyu hapse çevirmiştir.

İşin ilginç yanı, Sarp Kuray bu davada tek başına yargılanmaktadır. Yani hukuk sistemimiz ilk defa tek kişinin anayasayı silah zoruyla değiştirebileceğine kanaat getirmiştir.

Biz bu kararın konjonktür olarak siyasal baskılarla alındığı kanaatindeyiz. Türkiye, iç ve dış gericiliğin kuşatması altında, toplumsal çözümler konusunda ciddi bir yol ayrımına gelmiştir. Süreç herkesi yerli yerine oturtmaktadır.

Sitemiz bu konuda başından beri açık ve anlaşılır bir şekilde nerede ve nasıl durduğunu tavizsiz sergilemektedir. Şunu da iyi bilmektedir ki “kuştan korkan darı ekmez.” Bu yol ağzının puslu havası bazı çakalların işine gelmektedir. Bunların hangi düşüncelerden, hangi maddi kaynaklardan ve emperyalist odaklardan beslendiklerini biliyoruz.

Türkiye’yi Amerikan ve AB konseptleriyle bütünleştirmek isteyen zihniyetlerin ektiği tohumlar mahsul vermeye başlamıştır. Anti- emperyalist olan, barıştan yana olan, yoksulluk, açlık ve sefalete karşı mücadele eden, Bağımsız Türkiye özlemindeki herkes sırasıyla bu gidişattan nasibini alacaktır.

Sarp Kuray, 1993 sonunda ülkesine döndüğü zaman basına yaptığı ilk açıklamasında sarf ettiği sözler şunlar olmuştu: “Avrupa’da mutlu olamadım. Ülkemi özledim. Ne bedel varsa ödemeye hazırım. Ülkemin hapishaneleri Avrupa’nın renkli başkentlerinden daha iyidir.” Devamla; “32 yıldır devrimci mücadele içersindeyim. Bu süre içinde iki askeri darbe gördüm. Gelinen noktada devrimci örgütlerin marjinalleştiğini, kitlelerden koptuğunu gördüm. İllegal zeminde yapılan mücadelelerin sonuçta paylaşım savaşına ve İttihat Terakki metotlarına dönüştüğünü gördüm. Bu olumsuzluklardan sonra hiçbir çıkar gözetmeden girdiğim devrimci mücadelenin bu konuma gelmesi beni rahatsız etti. Konu Türkiye halkı ve yoksul yığınlar ise, onlara gidiş metodunu bu olumsuzluklar dışında aranması taraftarıyım.”demiştir.

Bu andan itibaren soysuzlar cephesi, Sarp Kuray’ın, “devletle anlaştığının”, “Genelkurmay’ın adamı” olduğunun, “derin devletin sol ayağı” olduğunun ve hatta bazıları hızını alamayıp “devletin serçe parmağı” olduğunun,” itirafçı”, “mafya” olduğunun çeşitli yayın organları ve yayımlanmış kitaplarda yaygarasını yapmışlardır. Bunlardan bir gömlek daha aşağılık olanlar meyhanelerde, barlarda, tiyatro kulislerinde, derneklerde ve parti toplantılarında, sahil kentlerinde kurulmuş bol dumanlı rakı sofralarında, ikinci sınıf insan ilişkilerinde, bu soysuzların yazılarını belge kabul edip, üstüne de dumanlanmış demli kafalarıyla biraz daha katarak bu pespaye kampanyada yerlerini almışlardır.

Sarp Kuray’ın, sitemizde yayınlanan ve bütün bunlara yanıt niteliği taşıyan “Kamuoyuna Açık Mektup” una karşılık, hiçbir ses çıkartamamışlardır.

Şimdi soruyoruz: Sarp Kuray’a yağmur gibi yağan bu cezaları “entelektüel(!)” birikimleriniz içinde nereye sokuyorsunuz?

Bunun böyle gideceğini sananlar yanılmaktadır. Ülkemiz 1919’ların ruhuyla, bu emperyalist kuşatma ve gericiliği köklerinden söküp avadanlıklarıyla birlikte tarihin çöp sepetine gönderecektir.

Sitemiz verilmiş olan bütün hükümlere karşı, siyasal ve hukuksal planda mücadelesini sonuna kadar yükselterek devam edecektir.

07:14 - 3/1/2006 - Yorumlar {4} - Yorum Yaz


Banner
Ana Sayfa
Profil
Arşiv
Arkadaşlarım
  • Bloglar Alemi
  • Yeniyol Gazetesi
  • Wikipedia Ansiklopedisi
  • Edebiyattürk
  • Felsefe Ekibi
  • Yüreğinin Götürdüğü...
  • Kahtalı Kardelen


  • Son Eklenenler
    - Hrat Dink: Cinayetin suçlusu basın ve medya
    - Beş bin kişi Dink için yürüdü
    - KINIYORUM... !!!
    - 2006 Erwin-Fischer Ödülü Aziz Nesin Vakfı'na
    - AMERİKA'nın IRAK'ı İŞGALİ'nin SEBEBİ
    - NAR TANESİ - III
    - Günün Sözü
    - RİCE - Lütfü Çakın
    - NE ÇIKAR ATEŞBÖCEĞİ SANSALAR BİZİ...
    - Günün Sözü
    - GLOBAZİTE
    - 27 Mayıs Nasıl Mezara Sokuldu?
    - Ölümü’nün 24’üncü yılında PETER WEISS
    - NAR TANESİ - II
    - Badem - 2
    - GENÇ SİVİLLER RAHATSIZ
    - Seni Göriverince "Annah dimişim..."
    - Romancı ve Yayımcı Erdal Öz’ü Kaybettik
    - NAR TANESİ - I
    - HESAPLAŞMA


    Karikatürlerim
  • Badem-1
  • Adem-1





  • Pasta Express
    Free Web Counter
    Pasta Express



    Bloglar Alemi