BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti


26/8/2006 -


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


29/7/2006 - Hasan Dönmez






Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


23/5/2006 - BALO MASKESİZ OLSUN!

                               

 

                         BALO MASKESİZ OLSUN


          Kimileri "ortaoyunu"nu maskeli balo ile  karıştırıyor.
                Ortaoyunu güldür güldür, bu güldürmüyor...
  Maskeli balonun bir gizemi vardır, bu ise sadece çirkinlikleri
gizliyor.
              Kimileri maskelerin ardındaki gerçeği bilmiyor.

                    Kimileri ise bildiği halde susuyor.
                    Ya çıkar gereği... Ya da korkudan!
                Balo maskesiz olmalı ki, kimin kiminle dans
  ettiği bilinsin... Maskeler inmeli ki, o maskelerin ardındaki
suratları beğenmeyenler, aldatılmaktan kurtulsun!
                                     * * *
             Önce, bir romancımızın son kitabının 50 bin adet
     basıldığı yazıldı. Arkasından kısa sürede 100 binlik bir
satışın gerçekleştiği açıklandı.
              

                Derken, çıktığı günden beri ikinci cumhuriyetçi
        çizgisini korumaya özen gösteren Aktüel dergisi, romancıyı
               Türkiye'nin "bir numaralı aydını" ilan etti.
                    Bu romancımızın adı Orhan Pamuk'tu!
           Ben bu "Büyük" (!) yazarımızın bir romanını  okumayı
  denemiştim. Başladığım şeyi bitirme konusundaki tüm inatçılığıma
karşın, bitirememiştim.
              

                Ama "Kara Kitap" basında öylesine övüldü ki,
   ikinci bir deneye girişmekten kendimi alamadım. Ve o çabamda da,
daha yarıya gelmeden havlu atmak durumunda kaldım.
              Tahsin Yücel ve Emin Özdemir gibi, çok saydığım
    isimlerin bu yazarla ilgili oldukça ağır eleştirilerini
anımsadım.
            Ama beğenenlerin de "beğenme hakkı"na saygı duydum.
             Ta ki... Bir okurum "Kara Kitap"ta gizlenmiş bir
     bölüme dikkatimi çekinceye kadar... "Çocukluğunda kız kardeşi
ile tarlada karga kovalayan sapık bir padişah" gibi bir anlatım
vardı bu bölümde!
                                   * * *
            Prof. Çetin Yetkin yönetiminde, "Müdafaa-i  Hukuk"
      adlı çok değerli aylık bir dergi çıkıyor. İlginç bir
rastlantı olarak, derginin Aralık 1998 sayısında, Prof. Fahir İz'in bir
incelemesi yayımlandı:"O. Pamuk'taki Atatürk Anlayışı..."
  Meğer benim artık okumayı denemediğim   kitaplarında daha neler
varmış!
                            İşte birkaç örnek:
  "Sonra kasaba alanına dolanır. Atatürk  heykellerine sıçan
güvercinleri
                                ayıplar..."
  "Atatürk kendini içkiye vermiş meyhane  kalabalığına, cumhuriyeti
emanet
                 etmiş olmanın güveniyle gülümsüyordu..."
  "Atatürk'ün leblebi zevkinin ülkemiz için ne  büyük  felaket
olduğunu..."
     "Sonra bir cumhuriyet, Atatürk, damga pulu  havasına
girdiğimizi
                             hatırlıyoruz..."
               Sayın İz, 275 sayfalık bir kitapta, tam sekiz
yerde ve  " hiç gerekmediği halde" Atatürk'e sataşıldığını
saptamış. Şöyle
           diyor:"Bunlar kitaptan çıkarılsa hiçbir şey değişmez.
     Yalnız yazarın kimi ruhsal gereksinimleri tahmin edilmemiş
olur!"
Kim bilir, belki de Orhan Pamuk'un " en birinci   aydın" ilan
edilmesinde,
                 bu incelemenin de büyük katkısı olmuştur!
                                   * * *
     Ben, inandıklarını açıkça savunanlara hep saygı
duymuşumdur.... O
                       düşüncelere karşı olsam bile!
              Ama o yürekliliği gösteremeyip de bunu sinsice
   yapmaya çalışanlara... oraya buraya "bityeniği"
sokuşturanlara... hep
                          tiksinerek bakmışımdır.
  Bunu hep zayıf bir kişiliğin, zavallı bir ruh  halinin yansıması
olarak
                               görmüşümdür.
                        Oyun maskesiz oynanmalıdır!
Çirkinlikleri gizleyen maskelerin indirilmesini  de tüm  "gerçek
aydınlar"
                             görev saymalıdır!
  Ve de Pamuk adlı yazarı, isteyen okumalı, isteyen sevmelidir...
Ama ne
                olduğunu, kim olduğunu bilerek!.. Maskenin
                   arkasındaki  gerçek yüzü görerek!...
    

A. Taner KIŞLALI - Cumhuriyet, 27 Ocak 1999 (Ben Demokrat
Değilim )


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


23/5/2006 - TÜRK MİLLETİ BÖYLE İSTİYOR!!

 

 

 

Binlerce insanın hayatını almış ama karşılığında ömür boyu hayatta alma hakkı verilmiş olan şahıs yeniden yargılanacakmış.

Neden?
Çünkü Avrupa öyle istiyor.

Al bayrağa sarılı her şehit cenazesinde öne eğilmiş başları ve titreyen sesleriyle "kanınız yerde kalmayacaktır" şeref sözünü verenler suskunlar bugün..

Neden ?
Çünkü Avrupa öyle istiyor.

21 yaşında Mehmet gençliğinin baharında demir gibi sapasağlam çıktığı köyüne belden aşağısı sakat ve tuvaletini bile
tutamayacak halde geri döndü. Yeniden yargılanacak şahsın döşettiği mayına basmıştı. Mehmet yeniden yürüyemeyecek, Mehmet nişanlısı Fatma'yla aynı yastığa baş koyamayacak ama onu o hale sokan yeniden yargılanacak.
Neden ?
Çünkü Avrupa öyle istiyor.

Gençliklerinin baharında vatanlarını savunmak için silah altına giren ve geçit vermez dağlarda teröristle savaşırken tertemiz alınlarından vurulup toprağa düşen askerler yeniden yaşayamayacak ama onları vurduran şahıs yeniden yargılanacak.
Neden ?
Çünkü Avrupa öyle istiyor.

Alışveriş merkezinde hiçbir şeyden habersiz bakınırken çeri atılan yangın bombalarıyla feci şekilde yanan kadın hayatının sonuna kadar yanık yüzüne bakacak ama o bombayı oraya attıran yeniden yargılanacak.
Neden ?
Çünkü Avrupa öyle istiyor.

Kocasıyla yeni tayin edildiği yere özel otomobilleriyle giderken yolları kesilen ve kocası gözleri önünde taranarak şehit edilen Figen hemşirenin gözleri hep yaşlı kalacak ama kocasını vurduran yeniden yargılanacak.
Neden ?
Çünkü Avrupa öyle istiyor.

Yıllarca terörle mücadeleye akıtılan milyarlar yüzünden binlerce gencimiz işsiz,fakir ve aç. Hayatları boyunca eğitim görmelerine rağmen yere serilen ekonomi yüzünden işsiz kalanların hayatları mahvolurken onların o hale gelmelerine sebep olan terör belasını yaratan yeniden yargılanacak.
Neden ?
Çünkü Avrupa öyle istiyor.

Peki ya bu millet ne istiyor ? Bir Allah'ın kulu da çıkıp bu milletin ne istediğini sormayacak mı ?

Ezilen,hor görülen, hakkı verilmeyen tersine hep haksız çıkarılan her zaman bizler mi olacağız ?
Sandığa oy verip tepemize çıkardıklarımız, vergilerimizle okutup makam ve rütbe verdiklerimiz, canımızı,malımızı ve namusumuzu kendilerine emanet ettiklerimiz bir kere olsun bizim hakkımızı savunmayacaklar mı ?

Kanlarınız yerde kalmayacak sözlerine inandığımız halde baş katile hak ettiği cezayı verdirmeyenler şimdi bir de karşımıza çıkıp bunu yeniden mi yargılayacaklar.

Böyle bir durumda bizler yerimizde uslu çocuklar gibi oturup "Ölen öldü, giden gitti kalan sağlar bizimdir"mi diyeceğiz.

Karakol baskınında iki gün roket ve havan ateşi altında kaldıkları halde direnip daha sonrada " Daha fazla direnemeyeceğiz. Vatan sağ olsun !" son mesajını geçtikten sonra birer birer şehit olan koçların telsizden gelen seslerini unutup hayatımıza devam mı edeceğiz.

Hiç sanmıyorum.

Neden mi ?

Çünkü


TÜRK MİLLETİ BÖYLE İSTİYOR!!


Yorumlar ( 0 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


Benim hakkımda

Çok yakında..!!!

Son yazılarım
Menü
Saat

Arkadaşlarım
Baglantılar


1 sayfadan 1 . sayfa
geri | ileri