| |
14/12/2007
-
TAŞINIYORUM
|
Bende blogspot'a taşınmaya karar verdim. Yeni yazılarımla, tariflerimle yani herşeyimle artık www.calisananneolmak.blogspot.com adresindeyim. Görüşmek üzere... Bekliyorum.
|
Yorumlar (
0
) :: Post A Comment!
:: Baglantılar
|
9/12/2007
-
MERHABA
Merhaba :) Aslında bu blog sayfalarında sizlerle buluşmaya başlayalı epeyce oldu. Hatta bir yılıda geride bıraktık sanırım. Ancak hep bahsettiğim gibi iş ve ev yaşamının telaşından insan kendi doğum gününü bile unutuyor artık :) Efendim elime bu resmim geçince paylaşayım dedim. Blog sahibesi olarak karşınızda duruyorum şu an :) Büyük, ortanca ve küçük civcivlerin annesi :) Büyük civciv'in aşı ve traş zamanı :) Annesi vakit bulacakta onu doktora götürecek ! Ortanca civciv bu yaşında yaşam telaşına kapıldı bile. Hafta içi okul, hafta sonu okul kursu ardından ingilizce kursu.Ona hem dinlenmek hemde ödev yapmak için bir pazar kalıyor. Hangi birini yetiştirecek bende bilmiyorum. Pazar gecesi ödevleri bittiğinde saat 21:00'e geliyordu. Ne kadar da bu çarkın içine çocuğumu sokmayacağım desenizde elinizde olmadan yutuyor çocuğu bu sistem. Küçük civciv annesine çok düşkün. Konuşmamakta ısrarlı. Ben elinde tuttuğu oyuncağa ne kadar araba dersem oda o kadar evevevev diyor yada na ni na ni :) Bu küçük civcivde hafiften keçilikte var anlayacağınız. Umarım en kısa sürede yazılarımı tazeleyebilirim. Görüşmek üzere...
|
Yorumlar (
6
) :: Post A Comment!
:: Baglantılar
|
9/12/2007
-
ISIRGANOTLU BÖREK
|

Efendim bu tarifimizin adı ısırganotlu börek :) Ben böreği ister ıspanaklı, ister pazılı, ister ısırganotlu yapayım içinden eksik etmediğim tek sebze pırasadır. Resimler tarihten anlaşılacağı üzere eski. Yani stokta resim bol ama yayınlamak ve yorum yazmak için vakit yok :) Sanırım burda yaklaşık 4 yufka kullandım. Peynir olarak böreklerde Erzincan tulumundan başka peynir kullanmamaya özen gösteriyorum. Bu peynir lezzetli olduğu kadarda tuzlu. O yüzden tariflere ayrıca tuz eklemiyoruz. Pırasa ve ısırganotu az zeytinyağında çevrildiler. Karabiber eklendi ve dinlenmeye bırakıldı. Ayrıca bir kapta yoğurt, zeytinyağı, su karıştırıldı ve yufka katlarının arasına sürüldü. Orta kata iç harcı ve peyniri eklenip yine aynı işlem tekrarlandı. 180-185 derecede yukarıdaki hali alıncaya kadar kızartıldı :) Ben böreğin her çeşidini çok seviyorum ancak içine yeşil sebzeler girdimi benim için çok daha lezzetli oluyor. Malesef tam ölçü veremiyorum çünkü kendimde göz kararı yapıyorum. Zaten hepimizin yapabildiği kolay bir börek. Ancak ısırganotunu temizlerken elinizde mutlaka eldiven olsun yoksa hakikatten ısırıyor :)
Afiyet olsun...
|
Yorumlar (
1
) :: Post A Comment!
:: Baglantılar
|
9/12/2007
-
BEŞAMEL SOSLU BROKOLİ
|

Bizim evde çocuklara brokoli yedirmenin tek yolu :( Yani yüce rabbim ne kadar faydalı besinler yaratmış bizim için ama ne olurdu şu güzelim brokoliler, ıspanaklar, kerevizler çikolata yada cips tadında olsaydı değilmi :) Brokolileri önce haşlıyorum ve fırın kabına diziyorum. Ayrı bir kapta tereyağında 2 kaşık tepeleme unu kavurup 2 bardak sütü ekliyorum. Tuz ve karabiber ekleyip muhallebi kıvamını aldımı brokolilerin üzerine döküyorum. En üstede kaşar rendeleyip fırına sürüyorum. Özellikle et yemeklerinin yanında harika oluyor. Makarna ve pilav yapmaya gerek dahi kalmıyor. Börek gibi dilimleyip sevrvis ediyorsunuz. Şimdi tam zamanı. Sizlerede mutlaka öneriyorum.
Afiyet olsun...
|
Yorumlar (
1
) :: Post A Comment!
:: Baglantılar
|
9/12/2007
-
MİS KURABİYE
|
Bu kurabiyede eski tariflerimden biri. Tarif ise daha önce vermiş olduğum lorlu kurabiyenin aynısı. Sadece içinde bir-iki dövülmüş damla sakızı var birde üstünü hindistan cevizine bulamıştım. Bu kurabiyenin içinde tatlı lor olduğundan zaten çok lezzetli oluyor. İster ilk verdiğim tarif gibi şekere ister bu tarifte olduğu gibi hindistan cevizine bulayın ama içine mutlaka dövülmüş sakız koyun harika kokuyor. Büyük ve küçük civciv fırının başından ayrılmadılar dün gece. Küçük civciv soğumadan sıcak sıcak iki tane yedi :) Şu an işyerinde çekmecemde 2 adeti beş çayını beklemekte :)
Afiyet olsun...
|
Yorumlar (
0
) :: Post A Comment!
:: Baglantılar
|
9/12/2007
-
DAMAT PAÇASI
|

Küçük civciv şimdi mide fesadı olacak dedirten bir tarif :) Oldukça lezzetli olmuştu. Ben sadece civcivler daha çok tavuk yesin diye yufka sayısını bir eksik yapmıştım. Alt kısmı daha ince olmuştu. Resimdende anlaşılacağı üzere sağ taraf civcivler, sol taraf anne ve baba için :) Tarifi yemekvebiz'den almıştım. Linkini aşağıda veriyorum. Çocuklar için mutlaka deneyin derim :)
Afiyet olsun...
http://yemekbiz.blogspot.com/2005/12/damat-paas.html
|
Yorumlar (
0
) :: Post A Comment!
:: Baglantılar
|
9/12/2007
-
VİŞNELİ CHEESE CAKE
|

Harika bir tatlı. Ancak lezzeti ve bıraktığı etki her damağa göre farklı. Eşim şerbetli tatlıları daha çok sevdiği için sütlü tatlılara ve bu tip değişik tariflere biraz uzak. En yakın zamanda krokanlı ve karamelli bir tarifini denemeye kararlıyım. Tarif linkini aşağıda veriyorum. Tarife mutlaka sadık kalın. Ben vişne içine eklenen nişasta miktarını biraz arttırmıştım. Çünkü dondurucudan çıkan vişneler çok su salmıştı toparlanmaz diye düşünmüştüm yanılmışım. Miktarı arttırınca fazla toparlandı :) Ama yinede tadı harikaydı.
Afiyet olsun...
http://kristalkelebek.blogspot.com/2007/08/bir-doumgn-ve-kendini-bulan-cheesecake.html
|
Yorumlar (
0
) :: Post A Comment!
:: Baglantılar
|
9/12/2007
-
ISPANAKLI QUİCHE
|
  Harika, harika, harika.... Immmmmmm söyleyecek tek kelime yok. Nefis bir tarif. Mutlaka denemelisiniz. Yine peynir olarak Erzincan tulumu kullandım.Birde tarife yine az pırasa ekledim. Çocuklar bayıldı. Benim malesef yeni tarifler deneyecek vaktim olmuyor. Pazar günleri sabah kalkar kalkmaz diğer blog arkadaşlarımın tariflerine bakarak yeni şeyler deniyorum. O nedenle hep linklerini veriyorum kusura bakmayın. Yani onların lezzetli tatlarını birde biz denemiş oluyoruz. Bu tarifte Selin çağlayan'dan. Şiddetle tavsiye ediyorum. Afiyet olsun... http://www.selincaglayan.com/?p=130
|
Yorumlar (
0
) :: Post A Comment!
:: Baglantılar
|
9/12/2007
-
ÇİĞ BÖREK
|

İşte benim diyebileceğim bir tarif :) Hem anne hemde baba tarafından tam tatar bir blog sahibesi ile karşı karşıyasınız efendim :) Çiğ börek denince aklıma rahmetli anneannecim gelir. Sırf çiğ börekte değil tüm yemeklerde özellikle kaşık börek'te (mantıya benzer) tam bir ustaydı. Un, tuz ve sudan kulak memesinden birazcık daha sert bir hamur tutuyoruz. Diğer tarafta özellikle kaburga üstünden çektirdiğimiz kıymaya bir soğan, tuz, karabiber ve biraz su ekliyoruz. Kaşıkla iyice karıştırıyoruz. Kaşığın arkası kıymanın yağını tuttuğunda iç harç hazır demektir. Dinlenmiş hamurumuzdan ceviz büyüklüğünde bezeleri koparıp pasta tabağı büyüklüğünde açıyoruz. Ne çok ince nede çok kalın olmamalı. İçine harcı ekleyip kapatıyoruz. Yağımız genişçe bir kapta çok kızmış olmalı. Mümkünse kızartmak için aluminyum bir tencere tercih edebilirsiniz. Eskiden bu börekleri pişirmek için büyükçe özel kaplar varmış. Annem anlatır. Ancak nasıl bir şey malesef bilemiyorum. Yağın iyice kızıp kızmadığını anlamak için rahmetli anneannem börekleri kapattıktan sonra kenarlardan artan şerit hamuru kurdele gibi yapar yağa atardı. Hemen yüzeye çıkıyorsa yağ kızmış demekti ve çiğ börekleri hemen yağa atar, atmasıyla bir yanı kızardığı gibi diğer tarafını çevirir hemen yağdan çıkarırdı. Allha rahmet eylesin. Her güzel şey gibi oda anılarda kaldı. Sizlerde elde hamur açmak zor demeyin benim gibi. Mutlaka deneyin. Beyler genelde etli, kıymalı tarifleri sevdiği için bu börek sizi yanıltmayacak.
Afiyet olsun...
|
Yorumlar (
0
) :: Post A Comment!
:: Baglantılar
|
2/11/2007
-
DAHADA UZUUUUN BİR ARADAN SONRA MERHABA...
|
Hepinize kucak dolusu sevgiler gönderiyorum. Biliyorum bu kadarda ihmal olmaz ancak adım Hıdır elimden gelen budur hesabı kusuruma bakmayın. Hem çalışan, hem anne, hem eş, hemde kısa bir süreliğine öğrenci olmak pek kolay değildi. Geçen bu süre içerisinde hayallerimin peşinden koştum durdum. Her ne kadar onları yakalayamasamda epeyce yaklaştım. Bu sayede güzel insanlarla tanıştım. Resim yaptım, yapmaya çalıştım. Tekrar sınav heyecanı yaşadım, ilk doksan dakikada güzel oranlanan canlı model resmini son yarım saatte nasıl en iyi rezil ederim tecrübesini tattım :) Velhasıl tadına doyulmaz, yorucu, heyecanlı, gergin bir dönemi atlattım. Her ne kadar atlattımda desem şimdide işim gereği yıl sonu yaklaştığından gergin günlere dönmek an meselesi :) Blogumuda çok özledim. Aslında yazacak paylaşacak öyle çok şey varki... Peşinden koşulan hayallere yenilerini eklemek yeni hayalim :) Bunun yanında çocukları her an daha iyi yetiştirebilmek, merhametli ve sevgi dolu bir anne olabilmek, bu kadar telaşın arasında güzel yemekler pişirebilmek ve evimize kapanacağımız soğuk günleri ailece sağlıkla atlatabilmek istiyorum. Sanıyorum bundan sonra çok daha fazla birlikte olacağız. En kısa zamanda yeni yazılarımla ve nefis tariflerle döneceğim. Görüşmek üzere hoşçakalın...
|
Yorumlar (
0
) :: Post A Comment!
:: Baglantılar
|
7/5/2007
-
UZUN BİR ARADAN SONRA MERHABA...
|
Biliyorum blogumu epeyce ihmal ettim. Ancak yeni gelişmeler, alınan radikal kararlardan sonra herşey yeni yeni rayına oturuyor. Zaten çalışan anne olmanın zorluğunu ve haklı mutluluğunu yaşarken buna birde belki okuyan anne kısmını eklemeye çalıştığım için epeydir aranızda yoktum. Yirmi dört saatin bana az geldiği bu dönemde çok uzun zaman sonra severek yaptığım işten zevk almanın tatlı huzurunu yaşıyorum. Tekrar resim yapmaya başladım :) Çocukluğumdan beri tutkum olan ama daha öncede anlattığım nedenlerden bıraktığım resimi şimdi iliklerimde hissediyorum. Ne acıkıyorum, ne susuyorum :) Dünya duruyor desem inanırmısınız ? Hafta sonumu ayırdığım zamanlarda şimdilik karakalem obje yada canlı model çalışması yapıyorum. Ayrıca ÖSS sınavına girecek olmanın tedirginliği ve arkasından gelen fakülte yetenek sınavları beni iyice heyecanlandırıyor. Kazanma şansım şu an güzel sanatlar lisesi resim bölümünde okuyan ve hergün çalışma imkanı bulan yada birde üstüne kursa giden gençlerin yanında tabiiki düşük. Ama istediğim ve arzuladığım bir amaç uğrunda emek vermenin tadıda bir başka. Hem çalışıyor olmam, hemde iki afacanın annesi olmam dolayısı ile tam zaman ayıramasamda heves ve istek ile çalışıyorum. İşte bu nedenle yazılarıma uzun aralar verme ihtimalim çok yüksek. Eylül ayına kadar bu tempoda devam edecek yaşamım içinde vakit bulduğumda yine sizlerle birlikte olacağım. Herkese aydınlık günler diliyorum. Sağlıcakla kalın...
|
Yorumlar (
2
) :: Post A Comment!
:: Baglantılar
|
5/2/2007
-
PATATESLİ RULO BÖREK
|

Bu böreğin tarifini vermeyeceğim. Çünkü ikinci bir deneme daha yapmak istiyorum. Aldığım tarifte süt vardı. Süt yerine yoğurt koyup koymamakta tereddüt ettim ama tarifin orjinalinide bozmak istemedim. Ancak yoğurtla olursa sanırım çok daha leziz olacak.
Benim tarifimde tüm malzeme birbiri ile karışıp yufka katlarına sürülüyordu. Ve büyük rulo olduğunda dilimlenip bir kaç saat buzdolabında dinlendirilip öyle fırına veriliyordu. Bir dahaki sefere yoğurt,yağ ve su karışımı ile yufkaları güzelce sıvayıp haşlanmış patates, güzel seçilmiş leziz bir lor peyniri ve baharat ile rulo yapacağım. 200 derecede yaklaşık 40 dakikada pişiyor.
Çocuklar bayılarak tüketti. Sizde severek yiyeceksiniz umuyorum.
|
Yorumlar (
7
) :: Post A Comment!
:: Baglantılar
|
5/2/2007
-
ÇİPURA
|

Çipura ve levrek üretimi yapan bir firmada çalışmama rağmen tercihim hep deniz balıklarından yana. Patronlarım duymasın :)
Eğer tavada pişireceksem mutlaka sardalya, hamsi, mezgit yada gopez tercih ediyorum. Eğer porsiyonluk balık pişireceksem mangal harici hiç bir teknik bana zevk vermiyor açıkcası. Ama bu sefer çipuraların hem kültür olmaması hemde ağırlıklarının şirketimiz tabiri ile 400-600 olması hemde kulağıma "mutlaka beni al fırınla" demesi sebebi ile 4 adet çipurayı temizletip sepetime koydum. Eve geldiğimde kafamda soru işaretleri uçuşuyordu. Nasıl pişirsem diye. Bende doğaçlama bir şey yapmaya karar verdim ama bir yandanda tedirgindim. O kadar parayı sayıp birde hüsran yaşamak vardı. Şükür süper lezzetli bir balık oldu. Çukur kaseye 1 çorba kaşığı soya sosu, yarım çay bardağı halis zeytin yağı, yarım çay bardağı limon suyu, 2 diş sarımsak, tane karabiber, çay kaşığının ucu ile fesleğen, yine çay kaşığının ucu ile kekik, maydonoz eklediğimi hatırlıyorum. Tepsiye yağlı kağıdı serip balıkları tuzladım ve iyice bu sosla sıvadım. 240 derecede yaklaşık 40-45 dakikada piştiler. Bizim hane halkı balığı çok kızarmış sevdiğinden süre bu kadar uzadı. Öncesinde sıcacık mercimek çorbası vardı. Balıkla birlikte bol ekşili domates ve roka salatası. O akşam saat 21:00 gibi oturabildiğimiz sofradan keyifle ve sohbetle neredeyse 22:30 gibi kalktık. Ama yinede illaki mangal, mangal diyorum :) Ancak balkonlarda mangal mümkün olmadığından hiç tüketmemektense alıp fırında pişirmekte iyidir :)
|
Yorumlar (
0
) :: Post A Comment!
:: Baglantılar
|
5/2/2007
-
GÜZEL ŞEYLER :)
|

Evet demiştim, arada güzel şeyler kaçırmak istemiyorum diye :) Buda bunlardan biri. Bir gün önce sildiğim o pırıl pırıl camları pazar günü yalama usulü ile dünya haritasına çevirdi kereta :) Ne mutlu fotoğraflama şansım oldu. Yarın öbür gün torunlarım olduğunda babalarının bu resmine çok gülerler sanırım :) İki çocuk sahibi olmanın en güzel yanı onları bir arada oynarken, uyurken görmek. Şimdilerde ise ikili koltuğa birlikte uzanıp televizyon izlemeleri var ki umarım fotoğraflama şansım olur. Dün akşam ikisini yatırıp seslerin ve gülücüklerin ardı arkası kesilmeyince gidip baktım gizlice. Emrenin bebek karyolasına zorla sığmış yada sığmaya çalışan yada sığamayacağını anlamış :) ısrarla o küçücük alanda kuduran iki çocuktu gördüğüm. Benim çocuklarım. Canımdan, kanımdan. En nihayetinde kudurukluklar zırlamaya dönüşünce ikiside o küçücük yatakta uyuyakaldılar. Umarım hayat boyu hep birarada huzur ve mutluluk içinde olurlar.
|
Yorumlar (
2
) :: Post A Comment!
:: Baglantılar
|
5/2/2007
-
MERHABA KIŞ
|

İyice tedirgin olmaya başlamıştım. Üstümde bahardan kalma ince giysiler, üzerine kalınca bir ceketle iş yerine gidip gelmek garibime gidiyordu. Evde ise kışlıkları giymeye başlamadım bile :) Aylardan şubat ve durumda bundan ibaret olunca sanki insanın tersi dönüyor.
Pazar günü gözlerimizi bu kar ile birlikte açtık. Nasıl da güzel güzel yağıyordu. Kızımdan önce ben koştum balkona. Ellerimle tutunca çocuk gibi sevindim. Oğlum ise ilk defa tanık oldu kara. Sonuç itibariyle ailecek bir sevinç oldu bizim için kar. Pazar kahvaltımızıda karın yağışı ile birlikte yaptık. İnanılmaz bir keyifti. Ama ben her zamanki gibi sevincimi kısa yaşadım. Bu soğukta dışarıda olan evsizleri, yaşlıları, çocukları düşünmeden edemedim. Yine lokmalarım birer birer dizildi boğazıma. Ya çok üşüyorlarsa ? Ya açlarsa ?
Bazen dünyaya ne kadar adil davranıldığını sorgularken arada kendimide sorgulamadan edemiyorum. Neden böyleyim ? Bu yaradılışta olmak bana üzüntüden başka bir şey vermiyor ki ! Elimden bir şey gelmediği gibi düzeni değiştirmek imkan dahilinde değil.
Sadece çevrenizdeki insanlara yardımda bulunabilmek yeterli gelmiyor. Oysa o kadar çok darda olan insan var ki. Neyse efendim biraz silkelendim, titredim ve kendime geldim. Zira bunlara üzülürken güzel şeyleride kaçırmak istemiyorum arada.
|
Yorumlar (
2
) :: Post A Comment!
:: Baglantılar
|
8/1/2007
-
YENİ BİR KARDEŞ ?
|

Onu gördüğümden beri düşünüyorum. Beynimi kemiriyor, rüyalarıma giriyor. Ne zaman geleceksin diye sorarken bakışları hala gözlerimde, beynimde.
İzin aldığımda geleceğim dediğimde belkide bu cevaba doymadığı için gözlerimin taaa içine bakışı hala içimde, kalbimde. Bayramın ilk günü tüm cesaretimi toplayarak Çocuk yuvasına gittim. Çocukların etrafıma doluşması, elimi öpmek için can atışları, bana sarılışları, ellerimi bırakmayışları. Hayatımda çok üzüldüğüm anlar oldu ama yüzüm gülerken gözyaşlarımı içime akıtışım belkide hiç bu kadar olmamıştı. Anneleri, babaları belkide kardeşleri ile bir arada olmaları gereken zamanda kendi gibi kaderin tokatını yiyerek hayata mağlup başlamış arkadaşları ile bir aradaydılar. Beni sofralarına oturttuklarında tabağımdaki hiç bir lokmayı boğazımdan geçiremedim. Tabağımı yiyemeyeceğim diye geri uzattığımda içlerinden en tombuluna "önce öteki arkadaşlarıma sorayım belki doymayan olmuştur" dediğinde şaşırdım. Halbuki bizim çocuklarımız olsa kocaman gözlerle önlerine koyabilirlerdi o dolu tabağı yiyemeyecek olsalarda. Kendimce götürdüğüm minik ikramlara "şimdi siz bunlara paramı verdiniz ? niye zahmet ettiniz" dediklerinde daha bir şaşırdım. Halbuki benim kızım götürdüğüm süprize bazen hiç düşünmeden burun kıvırabiliyordu. Demek ki kıymet bilmek yoklukla öğreniliyordu. Belkide hatayı biz büyükler hiç bir şeyden geri kalmasınlar diye tüm imkanları çocuklarımızın önüne seriyor sonrada emek vermedikleri halde sahip oldukları şeyleri beğenmiyor diye kızarak yapıyorduk. Sanıyorum arzu ettikleri şeye ancak emek verip ulaşırlarsa kıymet bilecekler. Adı önemli değil içlerinden biri. Sürekli onu düşünüyorum. Geçirdiği ameliyatlar sonucu sesini büyük oranda kaybetmiş. Tertemiz bir yüzü var. Sanki oraya ait değil gibi. Onu şimdilik hafta sonları evimde ağırlamak, misafir etmek istiyorum. Belkide tedavi ettirebilmek yada tedavi olmasına aracı olabilmek. Onun hayata sıkı sıkı sarılabilmesinde bir abla olarak yanında olmak istiyorum. Ve önüme çok büyük engeller çıkacağınıda biliyorum. Ancak kafaya koydummu ne kadar gözü kara ne kadar deli olduğumuda biliyorum. Yarım kalmış bir hayatı düzene koyabilmek, ve gitmesi gerektiği yolda gidebilmesini sağlamak benim için dünyalara bedel. Bu fikrimden kızıma çok kısa ve öz bahsetmeme rağmen gözlerindeki ışık ve sevinci görmenizi çok isterdim. Belki oğlumda bir abisi olacağı için çok sevinir ne dersiniz ? Bu gökkuşağının diğer tarafına geçmek gibi bir mutluluk :) Biliyorum aslında diğer tarafa geçmek hiç bir zaman mümkün değil. Ancak gerçekleştirebileceklerinizle hayalleriniz arasındaki sınırında bir gökkuşağı olduğunu varsayarsanız işte o an hayalleriniz bir adım daha gerçeğe yaklaşır.Geriye sadece sizi gerçeğe taşıyacak son bir kaç adım kalır.
|
Yorumlar (
3
) :: Post A Comment!
:: Baglantılar
|
8/1/2007
-
KARDEŞLİK :)
|

Evet bu resim ben mutfakta yemek hazırlarken, şüphelendiğim sessizlik üzerine salona girmemle ve tesadüf fotoğraf makinasınında konsolun üzerinde durması ile çekilmiştir. İki akıllı afacan şahsımdan zekice yapılmış !!! :P bir planla saklanmış, ancak zeki anneleri tarafından çok kısa sürede yakalanmış ve bayılasıya gıdıklanma sureti ile cezalandırılmışlardır :)) İşte bu tablo ve benzerlerine bayılıyorum...
|
Yorumlar (
1
) :: Post A Comment!
:: Baglantılar
|
8/1/2007
-
GÜLE GÜLE 2006 - HOŞGELDİN 2007
|

Herkese kucak dolusu sevgiler. Hepimiz için mükemmel bir yıl olmasını diliyorum. Hiç unutamayacağımız, tadı damağımızda kalacak güzel günler olsun. Tüm sevdiklerimiz ,dostlarımız yanıbaşımızda olsun. Biliyorum epeydir blogumu ihmal ettim. Ancak başka seçeneğim yoktu. Çalıştığım şirkette yıl sonu sendromu aralık ayının ortalarında başlar ve yeni sene ile işler rayına oturana kadar devam eder. Bu yoğunluğa evde beni bekleyen iki afacanıda eklersek benim için oldukça yorucu günlerdi ve henüz bitmedi. Bazen bu ölümlü dünyada bu kadar çok çabalamanın, hırpalanmanın ne önemi var diyorum kendi kendime. Gelelim kısaca yeni yıl ve bayram tatilimize. Bayram sabahı gözümü bu güzel çiçeklerle açtım. Güzel, keyifli bir kahvaltıdan sonra hem ecemin hemde emrenin hasta oluşları nedeni ile geç saatte çıkılan akraba ziyaretlerine akşamın erken saatlerinde son verdik. Bu sene ziyaretlerimiz birinci dereceden büyüklerimizeydi sadece. Yılbaşı akşamı için çok özel bir şeyler yapmadık açıkçası. Arife günü temizlik yapmak adına koltuk kaldırma sureti ile belime ciddi anlamda zarar vermiş bulunuyorum. Buna birde üst solunum yolu enfeksiyonumu eklersek durumun vehametini anlatmaya gerek kalmıyor sanırım. Bu kadar şeye rağmen yeni yıla hiç oturmadan, belim sakat ve burnum sümüklü şekilde ama civcivleri ile bir arada, eşine daha bir yakın, daha bir anne, daha bir kadın olarak girdiğim için mutluyum. Beş günde olsa bir mutfakta, bir çocukların peşinde, bir belimi tutarken, bir burnumu silerken yuvamda olmak güzeldi. 2006'yı sağlıkla geride bıraktığımız için şükrederken 2007 yılı için ilk dileğim sağlık ve mutluluktu. Herkesin gönlüne göre mutlu bir yıl diliyorum...
|
Yorumlar (
0
) :: Post A Comment!
:: Baglantılar
|
12/12/2006
-
ÖĞRETMENİM BU KOLTUKLAR YENİ, YENİ KOKUYOR :)
|

Öyle demiş biz gittikten sonra bir çocuk. Yeni, yeni kokmak ! Acaba nasıl bir duygu onlar için ? Düşünmeden parçalanmış hayatlara ne katabilir ki yeni bir koltuk ? Belki bir süreliğine neşe... Biz döndükten sonra boylu boyunca uzanmışlar yeni kokan koltuklara keyifle :)
Hayatımda ilk defa bir çocuk yuvasına ziyaretimdi. Henüz evde başlamıştım zırlamaya. Bir ara dayanamayacağımı düşünerek esime "sen git teslim et koltukları" dedim. Ama oda olmazdı. Katkıda bulunan tüm arkadaşlarım adına ben orda olmalıydım. Her ne kadar kendimi toparlayıp telkinde etsem, yuvanın kapısından girip ortada dolanan çocukları görünce yaşlar akmaya başladı gözümden tutamadım kendimi. Hepsinin ayrı bir hikayesi var boyundan büyük. İnsanın isyan edesi ""NEDEN" diye haykırası geliyor. Ama hiç birşey gerçekleri değiştirmiyor. Hikayelere takılmadan gelecekleri için bir şeyler yapmak gerekiyor ki bireysel çabada bir şey ifade etmiyor. Saatler geçtikçe farkettimki insan orda olmaya biraz daha alışıyor. Göz yaşların yerini yeni çözümler, düşünceler alıyor. Şimdi çocuklarımızın bir bilgisayara ihtiyacı var. Çünkü bu koltuklarda tepinecek çocukların hepsi alt özel grup. Yani hastalık veya psikolojik sebeplerle öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar. Sanıyorum bilgisayarla birlikte öğrenme hevesleri çok daha artacak. Bakalım bunda başarılı olabilecekmiyiz ?
|
Yorumlar (
3
) :: Post A Comment!
:: Baglantılar
|
12/12/2006
-
YORUMSUZ...
|

Yuvada kalan çocukların okul hariç günlerini üstünde geçirdikleri koltuklardan biri. Yaşamları gibi yırtılmış, ezilmiş... Sanki aynı kaderi paylaşır gibi...
|
Yorumlar (
0
) :: Post A Comment!
:: Baglantılar
|
|
|
Hakkımda
Yaşam , iş hayatı , evlilik ve çocuklar üzerine...
Son yazılarım
Menü
Arkadaşlarım
Baglantılarım
2
sayfadan
1
. sayfa
geri | ileri
|
|