Yapımcı Yılmaz Erdoğan,Başrollerde Demet Akbağ, Ata Demirer...
Hüseyin, Trakya’nın bir köyünde ninesi ve dedesiyle büyüyen bir delikanlıdır. İki büyük aşkı klarnet çalmak ve Müjgan ile hayatı mutlu devam ederken, hiç beklemediği bir olay onu köyünden ayırır. İstanbul’a gelen Hüseyin’e önce klarneti, sonra da şarkıcı Firuzan destek olacaktır. İstanbul’un gece kulüplerinde fırtına gibi esen Firuzan’ın hayatı rengarenk ve bir o kadar da karışıktır. Hüseyin’le tanışınca hayatına hem kahkaha hem macera ekleniyor.Babasını bulma çabalarını komik bir seyir içinde izledik. Epey sahnede içten güldük. Ancak bazı kısımlarda yine küfürden kurtulamadık. !!! Güzelim Çanakkale'de deniz kenarında hissettim kendimi. Eğlenceli bir DOSTLUK hikayesiydi de diyebiliriz. Ata Demirer'in komik suratı her daim insanı güldürüp rahatlatıyor.Özellikle otobüs sahnelerinde yırtıldı salon gülmekten :)
Demet Akbağ ile harika bir ikili olmuşlar. İyi geldi doğrusu.
Arthur ve minimoylar'dan sonra bu devam filmini fazla sevmedim.
İlk filmdekinden farklı bir şeyler vardı. Ama SIKICIYDI. İlk bölüm iyiydi ancak ikinci bölüm aynı tadı vermedi. Üstelik de bitişi havada bırakılmış halde sonuçsuz kaldı. Yani,bu demektir ki 3üncüsü de gelecek seneye.
Arthur çok heyecanlı çünkü bu gece ayın onuncu evresini görecek. Buda onun en sonunda Minimoyların ülkesine geri dönmesi ve Selenia ile kavuşması anlamına geliyor. Bu arada Minimoylar Arthur'un onuruna bir şölen düzenlemekteler. Küçük prenses de güllerle bezeli elbisesini giymiş. Arthur'un babası ise büyükannenin evindeki tatillerini yarıda kestiklerini sabırsızlıkla söylemek için bu günü seçer. Tam ayrılmak üzerelerken, bir örümcek Arthur'un eline S.O.S. yazılı bir pirinç tanesi bırakır. Hiç şüphe yok ki Selenia tehlikededir! Arthur hiç düşünmeden kızı kurtarmak için harekete geçer. Bu da, tehlikeli geçitten geçmek, Max'in kelle koparan barına uğramak, Kröb'ün ordusu ile savaşmak, Betameche'nin derisini kurtarmak, farelerle, kurbağalarla, tüylü örümceklerle savaşmak anlamına gelmekte. Arthur Minimoyların köyüne vardığında aslında hiç kimsenin yardım çağrısında bulunmadığını anlar.
Birgün bir örümcek de bana bir not kağıdı bırakırsa şaşırmam artık.
Hem Mitolojik macera,hem de Fantastik bilimkurgu. Bayıldım bu filme.
Film, babasının Mitolojik Yunan Tanrısı Poseidon ve annesinin ise sıradan bir insan olduğu Percy adındaki gencin zorlu hikayesini anlatıyor. Serinin bu ilk kitabında;(filminde) Percy kendini ispatlamak ve annesini kurtarmak için Zeus’un çalınan şimşeğini bulup hırsız olmadığını herkese göstermek zorunda kalıyor. Yıllardır görmediği babasıyla yüzleşmesi ve Tanrılardan bile çok daha güçlü bir hazineyi ortaya çıkarışı muhteşem.Kılıç sahneleri nefes kesici. İvedik'çiler gelsin de nasıl film yapılıyor görsün..
Filmde, CSİ-NEW YORK 'tan tanıdığımız Melina Kanakaredes de var ancak sonlarda çıkıyor. Filmde en beğendiğim kısım, Medusa!! Yani Uma Thurman!! Ben yapımcı olsaydım yine de Uma yerine daha dehşetli bakışlara ve daha karakteristik gözlere sahip bir oyuncu koyardım Medusa rolüne.
Percy,yeni Harry Potter gibi bir duruşa sahip.Umarım bu film Türkiye'nin her yerinde gösterime girer.Kitabını okuyanlar, filmini de izleme şansı bulurlar.
Yakında ''İVEDİK CHRONİCLES DİYE SERİ HALİNDE DÖRTLEMESİ yapılacağına inandığım Recep İvedik 3 ü izledim. Bir filmde ancak bu kadar kroluk, hödüklük olabilirdi. Ancak, Salon doluydu. Ve anladım ki önemli olan kasaydı. Hasılattı önemli olan. Öyle ya, boş yere yapılmazdı ki 3 üncü devam filmi. Ben beğenmedim. Ama bu kroluğu görmek de eğlenceliydi işte. Bazı sahnelerde samimiyet vardı. Türk halkı da her zaman güldüren filmleri takdir etmiş olduğundan olsa gerek, filmin seansları adeta her 10 dakikada bir denecek kadar sık!! Güldüğüm sahneler, burnundan flüt çalması ve psikoloğa söyledikleriydi.Onun dışında koltukta kaydım durdum...
Dikkatimi çeken bir şey oldu, o da salondakilerin hiç kahkaha atmaması,gerçekten gülmemesiydi. Eski Şaban'ın yerine bir şeyler yapılmaya çalışılıyor gibi geliyor bana. Lezzetli değildi. Yahşi Batı'yı tercih ederim.
Karşı olduğum yapay günlerden biri bu Sevgililer günü. Ama hediyeler,kalpler,promosyonlar, mağazalardan taşmış durumda.. Ne gereksiz falan diyorum ancak bu tip kutlama günleri yeni sevgililer için adeta bir mecburiyet gibi.Kutlayan kutlasın. Mutlu sevgililer günü.