BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
para kazan





KONULAR
MENÜ
ARKADAŞLARIM
BAĞLANTILARIM




    TV'de Bugün

    İDDAA

    Online Müzik Dinlemek İçin Tıklayınız

    Domain Sorgulama Form'u
    Domain:("http://www" girmeyiniz)
    263 sayfadan 51 . sayfa
    geri | ileri
    2/4/2006 - ORDULAR, İLK HEDEFİNİZ AKDENİZ' DİR. İLERİ.
    Bulundugu yer: genel


    Atatürk "Ordular. İlk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri." dediği halde, Türk Ordusu niçin Ege' ye gitti? Sorunun cevabını yazan Cevizoğlu, sizi şaşırtacak.

    ORDU EMRİ DOĞRU ANLADI

    Geçen haftaki yazımın başlığı "Peki ordu nereye gitti?" idi.
    Şimdi, o yazıda sorduğum 4 soruyu tekrarlayıp, yanıtlarını verelim. Ama,asıl olan bu yanıtlardan sonra "çıkaracağımız sonuç" daha önemli. Çünkü, ilk bölümde "Atatürk''ün müthiş tarih bilinci ve dehâsını", ikinci bölüm soruların sonucunda ise "emperyalizmin içimize ne kadar işlediğini" görmüş olacağız. Umarım, bu sömürgeci(emperyalist) sızmaları içimizden söker atarız.


    Geçen haftaki sorular şunlardı:

    Birinci bölüm sorular:

    1-Atatürk "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz''dir. İleri!" dediği halde, Türk Ordus niçin Ege'ye gitti?

    2-Atatürk Ağustos ayında niçin paltoyla dolaşıyordu?

    İkinci bölüm sorular:

    3-Türkiye' nin İngilizce tam karşılığı gerçekten Turkey (hindi) mi?

    4-"Ortadoğu" diye bir bölge var mı?

    ATATÜRK UNUTMUYOR!

    İlk sorunun yanıtını uzun süre kendime sormuş, yanıtını bulamamıştım.
    Üstelik pek çok kişiden de doğru yanıt alamamıştım. İşin kötüsü, birçok insan bu durumun "farkında" bile değildi!..
    Ortaokuldan bu yana hepimiz, kendi tarihimizin en önemli noktalarını bile, "ezberleyip" durmuştuk. Daha doğrusu, bizlere ezberletmişlerdi. Mustafa Kemal, ordularımıza "Akdeniz''i" hedef gösterirken, niçin düşmanı 9 Eylül''de "Ege''de" denize dökmüştük?..

    İşte yanıtı:

    "Yunanlılar, Akdeniz''in bu kısmına ''Ege Denizi'' adını takmışlar, bölgedeki Yunan egemenliğini ve haklarını belirtmek maksadıyla ısrarla Ege Denizi deyimini kullanmaya başlamışlardı. Mustafa kemal Paşa, özellikle bu adı kabul etmediğini belirtmek için ''Akdeniz'' deyimini kullanmıştı"(Artuç, İbrahim, Yeniden Doğuş-Türk Kurtuluş Savaşı, Kastaş Yayınevi, 2.Cilt, s.471) (Ansiklopediler de, Ege''nin Akdeniz''in bir kolu olduğunu yazıyor)

    Gördünüz mü Atatürk, Venizelos' la (Batı'yla) iyi ilişkiler kuruyor ama, Batı'nın emperyalist kavramlarına, bırakın boyun eğmeyi, ağzına bile almıyordu!..


    Nasıl, daha geçen gün "Resmi dairelerden Atatürk resmini indirin, yoksa AB'ye giremezsiniz" diyen zavallı Avrupalı''ya çok güzel ders değil mi!..


    İşte Atatürk''ün tarih bilinci.. İşte bizdeki zavallılara ders!..
    Şimdi başka soru çıkıyor. Niçin biz, bugün hâlâ Yunanlılar''ın egemenlik hakkı güttüğü bu denize onların ağzıyla "Ege Denizi" diyoruz? Çünkü, birçok alanda olduğu gibi, kültür ve tarih alanında da köşeye sıkıştırılmışız.


    İkinci soru ise, "Ağustos ayında Atatürk''ün niçin palto giydiği" idi.
    Yılın en sıcak ayında Büyük Taarruz''u gerçekleştiren Mustafa Kemal, şubat ayı gibi paltoyla dolaşıyor ama bunu kendimize hiç sormuyorduk. Bu yıl 25 Ağustos''ta "Türkiye İttifakı" çerçevesinde gittiğim Kocatepe''de gerçeği yaşadım. Cevap çok basitti! Yılın en sıcak ayında bile Kocatepe, soğuktu. Gündüz de soğuk, harekâtın başladığı sabah vakti de.

    BİZ İNGİLTERE''YE "FARE" DİYOR MUYUZ?

    Şimdi gelelim, ikinci bölüm soruların yanıtlarına.
    3.soru şuydu: İngilizler niçin "Türkiye"ye, anlamını bozarak, yani "Türkler''in yaşadığı yer" anlamında değil de, "hindi" anlamında "Turkey" diyorlar?


    Turkey kelimesi, İngilizler''in uydurduğu bir kelime. Biz de, bizi aşağılamak için İngilizler' in ortaya attığı bu kelimeyi doğruymuş gibi almışız! Tarih bilincine bakın! Yıllardır bizi yönetenlere bakın!.. İngiltere de dahi bir çok ülke, kendisini "great (büyük)" olarak tanımlarken, bizi aşağılamak için (Kurtuluş Savaşı''nda, Lozan''da onları da ezmiştik!..) böyle bir kümes hayvanı adı takmışlar. (Bu konu, bir program konusu olacak kadar uzun irdelenebilir.)


    Sonuç olarak İngiltere''nin kendisi "great"(büyük) biz ise, "hindi"!


    Ne onursuz bir yaklaşım. Biz onlara "fare" desek, ne diyecekler acaba?
    Tıpkı, Ege Denizi kelimesinde olduğu gibi, ülkemizin İngilizce adında da onurlu ve tarih bilinci ile yaklaşmamışız konuya.


    Bir hatırlatma. "Köleler ülkesi" anlamına gelen Habeşiştan kelimesini atan bir ülke adını düzeltti ve Etiyopya yaptı. O tarihten sonra da, bu kelimeyi kendisi kullanmadığı gibi, yurt dışından gelen ve üzerinde Habeşiştan yazan hiçbir postayı kabul etmedi. Yine, sömürgeci İngiliz zihniyetinin bir başka yansıması da, 4.sorumuzda idi: "Ortadoğu" diye bir bölge var mı?"


    Ortadoğu bölgesi, Türkiye' ye göre Ortadoğu değil. Bu da, İngilizler' in kendi bulundukları bölgeden dünyayı tanımlamalarına dayanıyor. Oradan bakınca, söz konusu bölge doğunun ortası yani ortadoğu; daha uzağı, daha doğusu ise Uzakdoğu!..

    SORULARIN ALTINDAN ÇIKAN GERÇEK!..

    "Bakalım bu basit soruların altından neler çıkacak?" demiştim. Neler çıktığını gördük: İçimize kadar, beynimize kadar işlemiş sömürgecilik!.. En basit soruların altından dahi neler çıkıyor değil mi?..


    (Bu arada, soruların yanıtını bana gönderin, demediğim halde, pek çok okuyucum uğraşıp cevap yollamış. Sonuç nedir, derseniz; yaklaşık yüzde 10 oranında doğru cevap vardı. Hepinizin ilgisine teşekkür ediyorum.)

    HULKİ CEVİZOĞLU / YENİ ÇAĞ

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    Önce Erbil ve Musul, sonra Kerkük ve Telafer kürtlerin işgaline uğradı.

    Yalnızca Kuzey Irak mı?

    Bir avuç Türkçü'den başka kimsenin farkına varamadığı bir gerçek var: Kurucu aslî unsuru Türk olan Türkiye, yavaş yavaş kürtlerin eline geçiyor.

     

    Siyasette, bürokraside ve ekonomide hızla yükselerek köşe başlarını zaptediyorlar. Bugün AKP'li bakan ve milletvekillerinin yarısı kürttür. Kilit noktalar kürtlerin ellerine geçmeye başladı. Eskiden de vardı ama azdı. Türk düzenine karşı çıkacak güçte değillerdi. Şu anda ise kitlesel olarak artıyorlar. Kadrolaşma doğrultusunda kamu kurumlarındaki Türklerin büyük bir kısmı çıkartılarak yerlerine kürtler doldurulmuştur. Gayri meşru yollarla mafyacılıktan, genelev patronluğundan, uyuşturucu ve kadın ticaretinden, pavyon ve kumarhane işletmeciğinden, silah kaçakçılığından elde ettikleri paralarla sermeye sahibi de olmaya başladılar. Türkiye'nin en büyük 20 holdinginden 12 tanesi kürtlere aittir, yani sermaye onlara doğru kaymaktadır. "Hemşericilik" adı altında birbirlerine destek sağlayarak hızla güçleniyorlar.


    Bazı şehirler tamamen kürtleştirilmiştir, bazıları ise kürtleştirilmek yolundadır. kürt nüfusun yoğun olarak bulunduğu, yani kürtlerin yayılarak ele geçirdiği yerlerdeki ilköğretim okullarında kürtlerin baskısı yüzünden Türk Tarihi dersi icabıyla verilemiyor; adet gereği pazartesi sabahı ve cuma akşamları okunması gereken İstiklâl Marşı ile "Türk'üm, doğruyum, çalışkanım..." diye başlayan ve "Ne mutlu Türk'üm diyene!" sözleriyle biten and artık okunamıyor. Eğer oralarda öğretmen olarak çalışmış veya halihazırda çalışan tanıdıklarınız varsa sorun, öğrenin. Kürtler, bölgede yaşayan Türkler'e nefretle bakıyor, sindirip yıldırmak için ellerinden geleni yapıyorlar.


    Kars, Gaziantep, Adana, Kahramanmaraş, Mersin, Sivas, Erzincan, Malatya, Iğdır gibi doğu şehirlerimizde kürt nüfusu giderek artmakta ve Türkler azınlığa düşmektedir. Hakkari, Şırnak, Batman, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Van, Urfa gibi güneydoğu şehirlerimiz neredeyse tamamen kürtleşmiştir.


    Bugün doğu - güneydoğu bölgesi bu hâldedir ve Akdeniz bölgesinin bir kısmı ve Ege kıyıları bu hâle düşmek yolundadır. Yarın ise bütün Türkiye aynı duruma düşecek çünkü kürtler kontrol edilemez bir hızla ürüyor ve yayılıyorlar. Öyle ki, birkaç yıl öncesine kadar pek görülmedikleri Karadeniz illerinde bile artık varlar.


    Kürtler, kendi nüfuslarının Türk nüfusunu aşacağı günü dört gözle bekliyorlar. Beklerken de boş durmuyorlar. Bir yandan memleketin siyasetini ve ticaretini ele geçirmek için uğraşıp, maddi kaynaklarını sömürürken, öte yandan da hemen her televizyon kanalında onlarcası gösterilen aşiret dizileri ve her hafta yeni bir tanesi piyasaya çıkan Tatlıses - Kırmızıgül türü şarkıcılarla kürt kültür emperyalizmi uyguluyor, topluma kürt hayranlığı şırıngalamak suretiyle Türklerin millî savunma reflekslerini köreltiyorlar.


    Kürtçülüğün önde gelen isimlerinden Musa Anter'in birçok yazısında sıkça vurgulanan
    "kürt aptal mı ki bölünmek istesin? Türk batıdaki en iyi yerleri alacak, kürde ise güneydoğudaki bereketsiz topraklar kalacak. Yok öyle yağma. İstanbul da bizim, Ankara da, İzmir de. Günü geldiğinde hepsini alacağız."
    şeklinde bir ifade vardır. İşte kürtler bu fikir doğrultusunda sistematik bir şekilde ilerliyorlar. Topla, tüfekle bizden bir karış toprak almaları mümkün olmayan bu Fars kökenli topluluğun, eğer biz uyumaya devam edersek yukarıda işaret edilen yöntemlerle ülkeyi tamamen ele geçirmelerine en fazla 20-30 sene kaldı.


    Kürtlerin Türk insanına verdiği zarar sadece terör olaylarından ibaret değildir. Ayrıca kapkaççı kürdünden mafyacı kürdüne kadar uzayan bir "şehir terörü" de söz konusudur. Yankesicilik, hırsızlık, kapkaççılık, ırza tecavüz, gasp, cinayet, fuhuş, taciz, haraç alma, uyuşturucu ticareti gibi suçlar ve genelev işletmeciliği, pavyonculuk, kumarhanecilik, değnekçilik, dilencilik gibi rezil işleri genelde kürtler icra ediyor.


    Böylece "sadece PKK'lılar kötüdür, diğer kürtler iyidir, kardeşimizdir" ifadesi de çürütülmüş oluyor... Kürdün PKK'lı olanı da, olmayanı da birdir...

    Esas büyük tehlike PKK'lı olmayan kürtlerdir... Bakanlık koltuklarını işgal ederek devleti, holdingler/şirketler kurarak ekonomiyi, hemşericilik adı altında örgütlenerek tüm ticarî sektörleri, yayılmacılık politikası uygulayarak Diyarbakır, Mersin gibi Türk illerini fiilen ele geçiren kürtler... Fare gibi üremeleri sayesinde yakın bir gelecekte nüfus üstünlüğünü de ele geçirecek olan kürtler... Yani PKK örgütüne mensup olmadıkları için siyasetçiler tarafından "kardeş" görülen, desteklenen kürtler...

     

    Ankara'da en büyük sıcak paranın döndüğü yer olan Ulus Sebze-Meyva Hali'nin bir köşesine ufak bir tezgâh atıp ekmek parası kazanmayı deneyin hele... Kürt değilseniz tezgâhınızı kafanızda parçalarlar... İkinci en büyük sıcak paranın döndüğü yer olan Sakarya Caddesi'nde bir dükkân açmayı deneyin... Kürt değilseniz boğazınıza çökerler... Marmaris'te turistik bir lokanta veya bir gazino, otel kurmayı deneyin... Kürt değilseniz bir gece yarısı mekânınızı kurşunlarlar... Kürtler iyi para getiren bölgeleri/sektörleri ele geçiriyor ve Türk'e hayat hakkı tanımıyorlar. Sağdan soldan duyduğum değil, bizzat bildiğim örnekleri verdim. İnanmayan gidip araştırabilir. Türkiye'nin her yerinden böyle yüzlerce örnek vermek mümkündür ama ne sayfalara, ne de saatlere sığar...

     

    Kısacası, tek taraflı kardeşlik nutukları Türkleri afyonlayarak uyutmaktan başka bir işe yaramıyor.

    Uyanın soydaşlarım, bıçak kemiğe dayandı artık... Fazladan 3 - 5 oy kapabilmek uğruna beyninize "Türk ile kürt kardeştir" fikrini sokanların etkisinden kurtulun. Her Türk tehlikenin bilincine vardığı takdirde bu belanın üstesinden geliriz ancak.

    TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR!

     

     


    :: Arkadaşına gönder

    Truck Accident
    Truck Accident
    www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

    Glittery texts by bigoo.ws