BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
para kazan





KONULAR
MENÜ
ARKADAŞLARIM
BAĞLANTILARIM




    TV'de Bugün

    İDDAA

    Online Müzik Dinlemek İçin Tıklayınız

    Domain Sorgulama Form'u
    Domain:("http://www" girmeyiniz)
    263 sayfadan 29 . sayfa
    geri | ileri
    9/12/2006 - AVŞARLAR


    A.          Balkanlar

    Balkanlara yerleştirilen Türkler arasında da önemli miktarda Afşar bulunmaktadır. Bunlar, Karaman-Oğulları’nın yıkılması ile oraya göçürülen Karamanlılar ile Osmanlı hakimiyeti devrinde gerek iskan gerek sürgün yoluyla Balkanlara gönderilen Avşar obalarının bakiyeleridir. Bunlar arasında son iskana tabi olan Avşarlardan da bir miktar bulunuyor (Sözgelimi Batı Trakya’daki Kozan-Oğulları gibi).

     

    Bursa’da kaldığım yıllarda Balkan göçmenleriyle yaptığım sohbetlerde onların büyük bir kısmı aslen Karamanlı olduklarını söylemişlerdi ve bununla övünüyorlardı. Henüz küçükken ailesiyle birlikte Yunanistan’dan Türkiye’ye göç eden sevgili dostum Recep Ferhatoğlu (1963 Gümülcine doğumlu), bana küçük bir çocukken ninesinin saçlarını okşayarak “Osmanlıların kendilerini Karaman’dan buraya sürgün gönderdiğini, asıllarının Avşar olduğunu, çok acılar çektiklerini söyleyerek eğer bu anlattıklarımı ve Avşar olduğunu unutursan hakkımı haram ederim” dediğini anlatmıştı. Recep abi, Batı Trakya’da bulunan Gümülcine’nin Yassı köyünden idi ve yakınlarındaki Günecik köyünün de Afşar olduğunu ancak başka bir bilgiye sahip olmadığını söylemişti.

     

    Bulgaristan’daki köylerle ilgili de bir çalışma yapmıştım. Halktan derlediğim bilgilere göre Karamanlı olarak bilinen köyler şunlardır. Şumnu, Eskicuma ve Yenipazar’a bağlı Yeniköy (Çok az Bulgar var), Çerençe (birkaç hane Tatar var, Ayrıca Şop Bulgarı yerleştirilmiş), Buğlar (1936 yılında katliam yapılmış ve Türkler göç etmiş, çok az Türk var), Dereköy, Köseler (Şimdi Şop Bulgarı çoğunlukta, Köseli Avşarını hatırlatıyor), Ortaköy (1940’larda 5-6 hane Bulgar yerleştirilmiş), Uzunlar, Nasırlı (3 hane kalmışlar), Köprüköy (Şimdi 1 hane kalmışlar), Eskiköy, Abdurrezzak, Turuca (Karaman Ermenek’te Turca köyünü hatırlatıyor), Köteş, Nadarkü, Yalımlar (4 hane varlar), Kayacık, Bıyıklı, Naçıköy, Karlıköy, Muratlar, Sıratça, Tırnotsa, Karademir (baraj suları altında kaldı) ve Pamukçu, Dobruca’da Karamanköy, Razgrat’ta Ezerçe. Bunların yanında Kavaklı, Madara, Gulefçe, Kasaplı, İsmedov, Drogog, Çatallar, Çengel ve Kadıköy köyleri Karamanlı iken tamamen boşaltılmış ve yerlerine Bulgarlar (özellikle Şop Bulgarı) yerleştirilmiştir.

     

    Elbette Bulgaristan’ daki Türk varlığı çok köklü ve geniştir. Bu konuda Türker Acaroğlu’ nun önemli çalışmaları bulunuyor. Bunun yanında Özbekistan’da Hazerasp iline bağlı Avşar adlı bir köy vardır. Üniversite’de okurken Türk Cumhuriyetlerinden gelen öğrencilerle çok yakın dostluklar kurmuştuk. Türkistanlılar arasında oba teşkilatı halen canlı bir şekilde yaşamaktadır. Bir gün sohbet esnasında bir soru üzerine Türkiye’nin genelde Oğuz Türklerinden geldiğini ve kendimin de Oğuzların Avşar boyundan olduğumu söyleyince Özbek öğrencilerden biri köyünün adının Avşar olduğunu söylemişti. Hatta kelimenin kökenini bilmeyen köylülerin yabancı olarak addeddikleri bu ismin değiştirilmesini arzuladıklarını ve bu amaçla yetkili mercilere baş vurmayı düşündüklerini anlatmıştı. Bizim ülkemizde de bir çok eski Türk hatıraları taşıyan köy adlarının bilinçsizce değiştirildiğini söyleyerek, memleketine döndüğünde köylülerine ismin nereden geldiğini anlatmasını ve bu ismi muhafaza etmelerini uyarmıştım. Umarım değiştirilmemiştir. Moğol istilası sırasında Batı Türkistan’da Avşar adlı bir köy vardı. Belki onun bakiyesidir.

     

    SONUÇ

     

    Tarihin şahitlik ettiği en büyük ırk olan Türkler, çeşitli budunlardan oluşuyordu. Bunlar arasında Oğuz Türkleri önemli bir mevkie sahiptiler. Oğuzlar bilindiği gibi 24 boya ayrılıyordu. Bu boylar arasında gerek sayıca gerek etkinlik bakımından Avşarlar, ön sırada yer alıyordu. Bu sebeple Türk-Oğuz tarihinde Avşarların önemli rolleri olması gerekiyordu. Nitekim Orta Asya’da henüz İslam öncesi devirlerde Avşarlardan güçlü ve etkin bir boy olarak bahsedilmektedir. İslami dönemde de Avşarlar çok önemli faaliyetlerde bulunmuşlar ve bu sayede günümüze kadar varlıklarını korumuşlardır.

     

    Bilindiği gibi Anadolu’nun kapıları 1071’de Türklere açıldı. Bu tarihten sonra yaklaşık 200 yılı  aşkın bir sürede ise Anadolu’nun Türkleşmesi sağlandı. Ancak bu zaman zarfında onlarca beyliğin ve devletin kurulması; boyların ve ailelerin hakimiyet mücadeleleri, Türk birliğinin oluşmasını uzun süre engelledi. Bu mücadeleler esnasında Oğuz Türklüğünün en önemli boylarından biri olan Avşarlar, kurdukları  beyliklerle Anadolu’da hakimiyet kavgasına girişmişler ve Türk birliğini kendi etrafında sağlamak istemişlerdir. Bu husus onların devlet kurma vasfı (devlet kurma gücüne “El” denirdi. Nitekim halen “Avşar Eli” denilir) taşıdıklarının ispatıdır.

     

    Anadolu’da Türkler bir çatı altında Kanuni Sultan Süleyman döneminde birleşti. Böylece Malazgirt’ten 500 yıl sonra Türkler bir bayrak altında toplanmış bulunuyordu. Osmanlı hakimiyeti devrinde Avşarlar, taşıdıkları güç ve bu gücün ortaya koyacağı problemler dolayısıyla zorunlu iskana tabi tutularak imparatorluk sınırları içinde dağıtılmıştır. Bu sürgünler sebebiyle Avşarlar, oldukça geniş bir alanda yayılmıştır. Yayılmaları esnasında mevcut boylar parçalanarak yeni oluşumlar meydana getirmişlerdir. Bu yeni obalar kimi zaman başka topluluklar arasına karışmış ve ana boy adını unutmuştur. Bu gruplar arasında Kürtleşen obalar önemli bir yer tutmaktadır. Buradan Kürt adı altında toplanan aşiretlerin genelde Türk boylarından oluştuklarını söyleyebiliriz. Diğer taraftan Türklerin İslamı kabul etmesiyle birlikte İslamı Türk felsefesiyle ve kültürüyle yaşamaya çalışan bir kısım boylar, Alevi yoluna girmişlerdi. Kaynağını Hazret-i Türkistan diye de anılan Hoca Ahmet Yesevi’den alan bu akım arasında Avşarlardan da önemli kollar bulunmaktaydı. Osmanlı devleti’nin Sünni İslama meyletmesi ve bu sıralarda güçlü rakipleri Safevilerin Şii propagandası ile bir kısım Osmanlı vatandaşlarını isyana teşvik etmesi üzerine Aleviler takibata uğramışlar ve sıkıntılı dönemler geçirmişlerdir. Dolayısıyla Alevi olan Avşarlar da bu sıkıntılardan payını almıştır. Böylece Alevi kimliği altına giren Avşarların boy şuurunu kaybettikleri anlaşılıyor. Bütün bu meseleler, Avşarların boy dağılımlarını ve tarihlerini takip etmeyi zorlaştırmaktadır.

     

    Osmanlı Devleti’nin gücünü yitirip zayıflamaya ve akabinde gerileyip çökmeye yüz tuttuğu dönemlerde devlet, yanlış bir politikayla devleti kuran unsur olan Türkmenleri dışlamış ve başka kökene mensup vatandaşlarını yeğ tutmuştur. Henüz Osmanlının güçlü olduğu zamanlarda da bu politikayı benimsemiş olduklarını biliyoruz. Türk Asrı kabul edilen 16. yy’da bile Osmanlı eserlerinde Türkler, “akılsız, eşek, ilkel” suçlamalarına muhatap olmuştur. Devlet, Türkmenleri “Yörük, Abdal, Kürt, Alevi, Rafızi” gibi adlandırmalarla aşağılamaya çalışmıştır. Ancak devletin zayıflamaya başlaması; dış tahrikler ve aşiretçiliğin yok edilememesi Anadolu coğrafyasının derebeylerce tekrar parçalanmasını gündeme getirdi. Bunda Osmanlı’nın yukarıda söylediğimiz politikası da etkili olmuştur. Neticede Osmanlının, son devirlerde aldığı sert tedbirlerle göçebe ve asi boyları denetim altına alması, ayrıca Anadolu’nun kaybedileceği ihtimalinin de ortaya çıkmasıyla meselelerini ve küskünlüğünü bir kenara bırakan asil Türk Milleti tek yumruk olmuş, artık 20. yy’a girildiğinde birliğini sağlamış bulunuyordu. Böylece gerek siyasi ve gerek kültürel açıdan Türk tarihinde önemli izler bırakan bu Türk boyu, nihayetinde yüzyıllardır kan dökerek fethettikleri topraklara yerleşmiş ve Anadolu’nun Türk yapısını oluşturmuştur.

     

    Ancak Türklük düşmanları Osmanlı’nın çökmesinden sonra kurulmasını engelleyemediği Türk Devleti’ni oynadıkları çeşitli oyunlarla bölmek ve yıkmak için çabalamaktadırlar. Bunların faydalandıkları konular ise maalesef Osmanlı devrinden hatıra kalmıştır. Bir Alevi-Sünni meselesi, bir Türk-Kürt meselesi bu açıdan değerlendirilmelidir.

    Anadolu dışındaki Osmanlı eyaletlerinin başka ülkelerde kalması sonucu Türklerin bir kısmı buralarda azınlık konumuna düşmüştür. Bunlar arasında pek tabi Avşarların da bulunduğunu görüyoruz. Bu Avşarlara dair bilgilerimiz, bu ülkelerin uzun süre batılıların uydu devleti olmaları ve yeni Türk Devletiyle ilişkilerinin iyi olmaması, yapılan araştırmaların yetersizliği sebebiyle oldukça sınırlıdır.

    Sonuç olarak mensubu olmaktan şeref duyduğumuz yüce Türk ırkının önemli boyları arasında bulunan Avşarlar, yüzyıllar süren boy tarihleri sonrası günümüzde dünya Türklüğünün ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Türklük dokusunu meydana getirerek varlıklarını sürdürmektedir.

     

    KAYNAK:

    DESTAN !!! BORÇU TUNGA ULUĞTÜRK

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     



     

     


    :: Arkadaşına gönder

    Truck Accident
    Truck Accident
    www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

    Glittery texts by bigoo.ws