BenimBlog.com - Turkce ucretsiz blog Bedava blog hizmeti
para kazan





KONULAR
MENÜ
ARKADAŞLARIM
BAĞLANTILARIM




    TV'de Bugün

    İDDAA

    Online Müzik Dinlemek İçin Tıklayınız

    Domain Sorgulama Form'u
    Domain:("http://www" girmeyiniz)
    263 sayfadan 20 . sayfa
    geri | ileri
    11/1/2007 - FRANSA


    Konuşturma Beni Fransa

    M.S. 200 yıllarında dağılmaya yüz tutan Tabgaç Türk devletinin urukları Avrupa’ya doğru yürüyüşe geçtiler. Mete’nin torunuydular. Hundular.

    On bin kilometreden fazla bir mesafeyi at sırtında ama bir şehir halinde göç ederek aldılar. Yüz elli yıl süren bu devasa yolculukta sadece yağız atlarının üstündeki hun savaşçıları yoktu, eşleri, çocukları, silahları, çadırları, hayvanları, kültürleri, dilleri de çıkmıştı yolculuğa. Ve yaklaşık dört yüz yılında kurt başlı sancak Avrupa ortalarından doğruldu.

    İsrailoğullarının, yirminci yüzyılda Araplardan toprak satın alarak, modern ulaşım araçlarıyla zaten bildikleri topraklarda - iki bin senelik özlemi göz ardı edip- elli altı senede devlet kurmasına gıpta ile bakanlar, Avrupa hunlarının yürüyüşünü bilselerdi ne düşünürlerdi.

    Dedem Attila, Türk tuğunu Avrupa’da kaldırdığı zaman daha ortada İngiliz, alman, Fransız bile yoktu. Attila’nın Türk askerleri, kürkten kumaştan elbiseler giyer, Afşın adını verdikleri çelikten zırhlarla korunurken, ordusuna sonradan aldığı Got ve germenler arasında insan derisinden elbise giyenler vardı.

    Attila dedem belki tahta kaşıkla tahta kâseden yiyordu ancak çadırı bugünkü çadırlardan geri değil, atlı arabaları bugünkülerden ilerideydi. Gotlar ve germenler o esnada mağaralarda ilkel bir hayat sürüyor, İngilizlerin anneannesi kabul edeceğimiz saksonlar ciddiye bile alınmıyordu.

    İşte Attila, bunları öyle kesti, biçti, doğradı sonra yeniden yapıştırdı ki bir arada aynı korkunun verdiği birliktelikte kaynaşan bu ilkel insanlar Fransız, alman milletlerini oluşturdular.

    Efendim, söyletmeyin beni, sözde ilahları fuhuş uzmanı olan yunanlılar kadar bile olup, hiç değilse şehirler kuramamışlardı.

    Bizans Ayasofya’yı dikecek, Çinliler Çin settini yapacak, biz Türkler on binlerce kilometreyi organize bir şekilde aşmayı başaracak medeniyet seviyesinde iken Fransızların ahvali bu idi.

    Attila yüzünden bu Fransızlara, Türk korkusu öyle bir işledi ki 1600 yıldır korku ve öfkelerinden ne yapacaklarını bilemiyorlar.

    Bu Fransızların, bir vakitler Fransua nam bir imparatoru vardı, Cermen Şarlken’in korkusundan dedem Kanuni’ye yardım dilenmesi için anasını yollayacak karakterdeydi. Kanuni dedemiz de Attila’dan beri çömezimiz olan Fransızları kırmamış hayatlarını kurtarmıştı. Ancak kendilerini kesip biçen, yerdeki ilah sandıkları papaya eteğini öptüren Attila dedemizden kalma korku ve öfkeleri yapılan iyiliklerle yatışmıyordu.

    Belki on beş yıl öncesinden hatırladığım bir fıkra vardı, malum sekiz sıfırlık mağlubiyetler devremizde yazılmış; bir soru ile cevaptan müteşekkil. Dünyanın en ince dört kitabı hangisidir, el cevap: Rusların ahlak bilgisi, Arapların temizlik kuralları, Fransızların kahramanlıkları, Türklerin futbol zaferleri.

    En büyük kahramanları kuduz Napolyon, Osmanlı ordusunda eğitim görmüştür ve hayatında bir dış ülkeye karşı zafer kazandığı vaki değildir. Yendiği ordular daima kendi iç savaşlarında karşılarına çıkan, kendi askerleridir. İlk yediği tokat da, Mısır’da Türk oğlu Türk Cezzar Ahmet paşadandır.

    En kahramanı, para para para diyen bir milletin tarihten bahsetmesi ayıpdır. Bizim en büyük kahramanımız Kürşad hürriyet diyordu, Fransızların en büyük kahramanı napolyan para.

    Başka fark aramaya gerek var mı?

    Haydi bir de hepimizin malumu olan hadiseyi hatırlayalım. Maraş da dört Fransız askeri hamam çıkışında bir Türk kadınına sarkıntılık ederler. Hepsi yirmili yaşlarda, tam donanımlı dört asker. Ve o esnada oradan bizim bir sütçümüz geçmektedir. Haşa Sütçü İmam’ı hor görmek değil, sadece bir gerçeği belirtme kaygısı bende ki. Yetmiş yaşında bir sütçü, karşısında dört Fransız askeri. Sonuç: dört Fransız ölüsü, yetmiş yaşında kahraman bir Türk sütçüsü.

    Ancak bir kadına güç yetirebilen dört askere karşılık, yetmiş yaşında bir Türk sütçüsü. Kamera şakası değil, ayniyle vaki.

    Asala militanlarına kucak açmaları beslemeleri bu sebeple idi. Daniela Mitterand denen ucubenin bölücü terör örgütüne desteği bu sebeple idi.

    Bu aşağılık kompleksinin ürünü olarak Fransızlar Şubat 2005 tarihinde bir kanun çıkardılar. Bu kanuna göre atalarını, hemen hepsi idam edilen imparatorlarda dâhil, olumsuz anmayı bırak, övmeyen konuşma yapılamayacaktı. Tarih kitapları değiştirilip, Fransız tarihi övgülerle dolu yeniden değiştirilecekti. Belki vicdan sahibi, belki düşülen komik durumun farkındaki üç beş senatörün itirazı ile birkaç değişiklik yapıldı ise de nihayetinde Fransızların dört askeri bir Türk sütçüsü etmeyen dedelerine karşı en ufak bir olumsuz kelime sarf etmek yasaklandı.

    Türk korkusu sebebiyle ne yapacağını bilemeyen, kendi acınaı tarihlerini yükseltmek için hilelere başvuran Fransızlar bununla da yetinmedi. Şimdi de bizim tarihimize el atmışlar, karalamaya çalışıyorlar. Bir soykırım yaftası asıp, şanlı ceddimizi zalimlikle suçlayacaklar. Palyaço zihniyetin emperyalist yarasaları… benim ceddim zalimse ananı niye yardım istemeye yolladın?

    Ben Ermeni’yi kesmek istesem bugün dünyada Ermeni mi kalırdı? Bırak Ermeni’yi, ben seni kurtarmasam bugün dünyada Fransız mı kalırdı?

    Fransua’nın yaramaz çocukları… Aradım taradım araştırdım, bugün bizim ülkemizin hiç biri yetmiş yaşını bulmamış, ziraat fakültelerinin süt bölümlerinden mezun elli bin genci var. Ayrıca yaklaşık yüz bin de mahalle sütçüsü. Etti mi sana yüz elli bin? Çarp dörtle, eder altı yüz bin kişi. Sizin altı yüz bin kişilik ordunuz yok ki…

    Siz en iyisi kendi korkak ve kanlı tarihinize bakın, bizim şanu şeref dolu mazimizden uzak durun.

    Son söz de milletime… Bu Fransızların en büyük kahramanı para demiş. Fazla söze ne hacet. Almayın şunların mallarını. Hatta Fransız ürünü satan mağazalardan hiçbir şey almayın, satmaması için uyarın, ikaz edin, anlatın gerçekleri.

    FRANSIZ ÜRÜNLERİNİN BARKODLARI 30 İLE 37 ARASINDA BIR RAKAMLA BAŞLAR.

    Barkodu 30 ile 37 arasında bir rakamla başlayan ürünler direk Fransa'dan ithal edilmiş demektir.

    Ürün Kategorisi Fransiz Markasi
    Benzin Total, Elf
    Süpermarket Carrefour, Gima, Dia Endi,
    Seyahat Air France, Club Med,
    Tıraş Bıçağı BIC
    Çakmak BIC, Cartier
    Kırtasiye BIC, Sheaffer
    Yoğurt Danone, Yoplait
    Sise Suyu Perrier, Danone, Tikvesli, Hayat, Evian
    Mutfak Eşyası, Ütü Tefal
    Oto Lastiği Michelin, Uniroyal, Recamic
    Oto Yedek Parça Valeo
    Otomobil Renault, Peugeot, Citroen
    Spor Ekipmanı Le coq sportif
    Motosiklet, Bisiklet Peugot
    Giyim Lacoste , Givenchy, Pierre Cardin, Yves Saint Laurent, Etam, René Derby, Sonia Rykiel, Cacharel, Daniel Hechter
    Çanta Longchamps, Lancel, Louis Vuitton
    Şampuan L'Oreal, Studio Line, Lancome
    Saç Ürünleri L'Oreal, Studio Line, Garnier, Kerastase
    Cilt Bakim Ürünleri Clarins, Guerlain, Avene
    Bebek Giyim, Mama, Oyuncak Bledina, Mellin, Majorette, DPAM, Petit Bateau
    Kozmetik L'Oreal, La Roche Posay, Biotherm, Christian Dior, Clarins, Vichy
    Parfüm Chanel, Christian Dior, Clarins, Drakkar Noir, Fahrenheit, Lancome,Lavendar Harvest
    Dergi Marie Claire, Elle
    Telekom Alcatel
    İnşaat, Çimento, İzolasyon Ondulin Avrasya (Onduline -Bitüline-Isoline), Lafarge, Chryso, Weber Markem
    Sigorta AXA, Günes Sigorta, Basak Sigorta, Basak Emeklilik (Groupama Internatinal)
    Finans Societe General Bankasi, TEB (Türk Ekonomi Bankasi)
    İlaç Firmaları Sanofi (Aventis&Synthelabo&Pasteur ortakligi), Servier, Fournier, Guerbet, Pierre Fabre Medicament


    :: Arkadaşına gönder

    Truck Accident
    Truck Accident
    www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

    Glittery texts by bigoo.ws