|
Bir garip ülke; Türkiye... Aynı vatanı, aynı ülkeyi paylaşmak zorunda kalan iki hasım; Türk düşmanlığı yapanlar ve Türklüğü savunanlar... Osmanlıyı gerileterek nihayet yıkılmasına sebep olanlar, Türkiye Cumhuriyeti'ne de musallat oldu.
Osmanlı zamanında saman altından su yürütenler, Türkiye Cumhuriyeti'ni kısa zamanda ele geçirerek istedikleri gibi idare ettiler ve ediyorlar. Türk'ün kanını emdiler, devletin bütün imkanlarını kendileri için kullandılar ve kullanıyorlar.
Bugün gelinen noktada Türk düşmanlığı yapanları cezalandıramıyor, sadece laf yetiştirmekle, kınamakla, tenkitle yetinmek durumunda kalıyoruz. Sesimizi duyurduğumuz bile şüpheli...
Bu nasıl ülke, bu nasıl Türklük? Burası Türkiye mi, ermenistan mı, yahudi ülkesi mi, esaret altında mıyız, bu nasıl hayat?
Türk düşmanları, Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan bugüne kaç defa milli çıkışları durdurdu, cezalandırdı, sayısını unuttuk. Askerin zoruyla ya da meclisten çıkan kanunlarla, hasar gören Türklük ve yüce dini İslam kaç defa budandı, kaç defa tokat yedi, serseme döndük.
Kendi vatanında Türklüğünü ve inandığı dinini yaşayamayan bizler gibi, bir başka millet daha var mı bu dünyada?
Her kötülüğü yapan onlar, özür diler gibi basın açıklaması yapmak zorunda kalan biz. Az kaldı az... Yarın vatan hepten elden gittikten sonra bu açıklamalara da gerek kalmayacak...
Türkiyemizin başında hakiki bir Türk yönetici olsa, AB'ye mi girmek ister, NATO'ya mı, BM'ye mi? Hayır! AİHM'i mi dinler? Hayır! Binlerce defa hayır! Yok AB ne diyecek, yok NATO bozulacak, yok İMF kızacak. Fransa gibi diğer ülkeler de ermeni soykırımını tanıyacak, aman ha aman!
Yetmedi mi?
Alıştıra alıştıra Türk insanını nasıl da muma çevirdiler... Bu haysiyetsizliğe kim, kimler son verecek? Geldiğimiz nokta diken üstünde yaşamak değil de nedir?
|